ANKARA'DAKİ MÜZELER ADRES VE TELEFONLARI

 
Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara Kalesi’nin dış duvarının güneydoğu kıyısında, yeniden düzenlenmiş Osmanlı dönemi yapısı olan Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han’da yanında yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet dönemi baş vezirlerinden Mahmut Paşa tarafından 1464-1471 yıllarında yaptırıldığı sanılmaktadır.

Klasik plânlı bedestenin ortasında on kubbe ile örtülü, dikdörtgen şeklindeki mekân, karşılıklı yerleştirilen üstü beşik tonozla örtülü 102 dükkandan meydana gelen bir arasta ile çevrilidir.

Kurşunlu Han ise, Fatih Sultan Mehmet dönemi baş vezirlerinden Mehmet Paşa’nın İstanbul Üsküdar’daki imaretine vakıf olarak yaptırılmıştır. Orta avlu ve revak ile bunları çeviren iki katlı odalardan oluşan han, tipik Osmanlı mimari özelliği taşımaktadır. Zemin katta 28, birinci katta 30 ocaklı oda yer almaktadır. Kuzey cephede 11, güneyinde 9 ve giriş eyvanı içerisinde de karşılıklı dört dükkan bulunmaktadır.
Dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde, Anadolu’nun arkeolojik eserleri Paleolitik Çağdan başlayarak kronolojik sıra ile sergilenmektedir. Bedestenin yan salonlarında Paleolitik, Neolitik, Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Urartu dönemlerine ait, Karain, Çatalhöyük, Hacılar Can Hasan, Beycesultan, Alacahöyük, Karaz, Mahmatlar, Eskiyapar, Elmalı, Kültepe, Acemhöyük, Boğazköy, Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnos kazılarında ele geçen çeşitli buluntular, Yunan, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler, bedestenin orta salonunda, Hitit İmparatorluk (Alacahöyük) ve Geç Hitit (Malatya, Kargamış, Sakçagözü) kentlerinin giriş kapılarına ait taş kabartmalar sergilenmektedir.Çağlar Boyu Ankara bölümünde ise, Ankara’nın Prehistorik Çağlardan günümüze kadar yerleşim tarihi yansıtılmaktadır.
Anadolu medeniyetleri Müzesi, 19 Nisan 1997 tarihinde İsviçre’nin Lozan kentinde 68 müze arasında birinci seçilmiş ve “Yılın Müzesi” unvanını kazanmıştır.

Hisarlar caddesi, Atpazarı
Tel: (0312) 324 31 60-62
Fax:(0312) 311 28 39


Kurtuluş Savaşı Müzesi
 Ankara Ulus Meydanı’nda yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin plânı Vakıflar Genel Müdürlüğü mimarlarından Salim Bey tarafından yapılmıştır.

Bina, 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında Büyük Millet Meclisi olarak kullanılmış, önce 23 Nisan 1961’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Müzesi adı ile, 23 Nisan 1981’de de Kurtuluş savaşı Müzesi ismi ile ziyarete açılmıştır.

Koridorun solunda 1918-1923 tarihleri arasındaki olayları tanıtılmakta, sağ tarafında ise Meclis çalışmaları birinci ve ikinci dönem milletvekillerine ait fotoğraf, yağlı boya tablo, belge ve hatıra eşyalar sergilenmektedir.

Sivas Kongresi’nde kullanılan masa, Erzurum Kongresi’nde kullanılan mühür, Kurtuluş savaşı’nda kullanılan telefon santrali, bazı savaş araç ve gereçleri ile Gümrü Antlaşması sırasında Kâzım Karabekir Paşa’ya armağan edilen gümüş yemek takımı, Kurtuluş savaşı’nın çeşitli dönemlerine ait fotoğraflar, Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk Bakanlar Kurulu üyelerinin fotoğrafları bulunmaktadır. Meclisin 23 Nisan 1920’de toplandığı ve ilk hali ile sergilenen Meclis Toplantı Salonu’nda başkanlık ve divan üyelerinin, arkasında eski yazı ile “Hakimiyet Milletindir” yazısı yer alan kürsüsü vardır. Mustafa Kemal Atatürk’ün çalışma odası ise Reis Odası (Meclis Başkanı) olarak ilk hali ile korunmuştur.

I.Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası
Cumhuriyet Caddesi No: 14 Ulus
Tel : (0312) 310 71 40


Cumhuriyet Müzesi

 Ulus, Cumhuriyet Caddesinde yer alan Cumhuriyet Müzesi binası, 1923 yılında Mimar Vedat tek tarafından Cumhuriyet Halk Fırkası Mahfeli olarak tasarlanan ve inşa edilmiştir. 18 Ekim 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet meclisi olarak hizmete açılmış ve 27 Mayıs 1960 tarihine kadar II.Türkiye Büyük Millet Meclisi binası olarak kullanılmıştır. 1979’da Kültür Bakanlığı’na devredilen yapının ön kısmı 30 Ekim 1980’de Cumhuriyet Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

I.Ulusal Mimarlık akımının örneklerinden olan bu iki katlı yapının içi, iki kat boyunca yükselen ortadaki meclis salonunun üç kenarında yer almaktadır. Selçuklu ve Osmanlı dönemi süslemelerinin yer aldığı tavanı, taç kapı, kemer, saçaklar ve çinilerin kullanıldığı bina döneminin mimari özelliklerini taşımaktadır.

Müzede, Cumhuriyet tarihi, Meclis tarihi, Atatürk devrimleri ve ilkeleri fotoğraflarla ve döneme ait objeler eşliğinde sergilenmektedir. Meclis Toplantı Salonu’nda ise Atatürk’ün “Nutuk”unun okunduğu (15-20 Ekim 1927) doğal ortam balmumu heykellerle canlandırılmıştır. Ayrıca II.Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye ve III.Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a ait eşya ve fotoğraflar ile Cumhuriyetin ilanından günümüze değin tedavüle çıkan kağıt ve madeni paralar, pullar, hatıra paralar ve madalyalar sergilenmektedir.

II.Türkiye Büyük Millet meclisi Binası
Cumhuriyet caddesi No: 22 Ulus
Tel: (0312) 310 53 61
Fax: (0312) 311 04 73


Alagöz Karargâh  Müzesi
                                                                                                                                                    

Ankara Polatlı, Alagöz Köyü’nde bulunan, Atatürk’ün Sakarya Savaşı’nı idare ettiği Çiftlik evidir. Bina evin sahibi Türkoğlu ailesi tarafından 1965 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na devredilmiştir. Anıtkabir Müze Müdürlüğü tarafından düzenlenerek 10 Kasım 1968 tarihinde müze olarak hizmete açılmıştır. Daha sonra 1982’de Genel Kurmay Başkanlığı’na bağlı Anıtkabir Komutanlığı’na devredilmiştir. 1983 yılından bu yana Karargâh Müzesi olarak hizmet vermektedir.


Anıtkabir Atatürk Müzesi

 Anıt Caddesi, Tandoğan’da bulunan Anıtkabir içerisinde yer almaktadır. Anıtkabir, Prof.Dr.Emin Onat ve Doç.Dr.Orhan Arden’in eseri olup, Türk Mimarlığında II.Ulusal Mimarlık akımı özelliklerini taşımaktadır. 1941 yılında düzenlenen Anıtkabir Serbest Proje Yarışması ile elde edilen projenin yapımına, 9 Ekim 1944 tarihinde başlanmış ve dokuz yılda tamamlanmıştır.

Anıtkabir, Anıt Bloku ve Barış Parkı olarak iki kısımda yapılmış, Anıt Bloku Aslanlı Yol, Tören meydanı ve Mozole bölümlerinden oluşmaktadır. Barış Parkı’nda ise Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden ve yabancı ülkelerden getirilen fidanlarla 104 ayrı türden yaklaşık 48.500 adet süs ağacı ve süs bitkisi bulunmaktadır.

Anıtkabir yapı topluluğu içerisinde, simetrik olarak yerleştirilmiş on adet kule bulunmaktadır. Bunlar; İstiklal, Hürriyet, Mehmetçik, Zafer, Barış, 23 Nisan, Misak-ı Milli, İnkılap, Cumhuriyet, Müdafa-i Hukuk kuleleridir.

Anıtkabir Proje Yarışması şartlarına uygun olarak, Misak-ı Milli ve İnkılap Kuleleri arasındaki bölüm müze olarak belirlenmiş ve 21 Haziran 1960’ta Anıtkabir Atatürk Müzesi açılmıştır. Müzede Atatürk’ün kullandığı eşyalar, kendisine armağan edilen eşyalar ve giysiler teşhir edilmektedir. Müzede ayrıca Atatürk’ün madalya ve nişanları ile manevi çocuklarından Afet İnan’ın, Rukiye Erkin, Sabiha Gökçen’in müzeye armağan ettikleri Atatürk’e ait eşyalar sergilenmektedir.

Anıt Caddesi, Tandoğan
Tel: (0312) 231 79 75
Fax: (0312) 231 53 80


Devlet Resim ve Heykel Müzesi

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu (1888-1982) tarafından Neo-Klasik üslupta 1927 yılında yapılmıştır. Kültür Bakanlığı’na Resim ve Heykel Müzesi olmak üzere 1976 yılında devredilmiştir. Bu arada Arif Hikmet Koyunoğlu’nun gözetiminde Mimar Abdurrahman Hancı’nın projesine göre müze olarak düzenlenmiş ve restore edilmiştir.

Müze, Türk resim sanatı eserlerini oluşturan koleksiyonlardan meydana gelmiştir. Başlangıçta kamu kurum ve kuruluşlarındaki eski resimler toplanmış, ardından Devlet Resim ve Heykel sergilerinde ödül kazanmış yapıtlar, resimler ve heykeller müze koleksiyonlarına katılmıştır.

Müzede üç güzel sanatlar galerisi, resim heykel ve seramik atölyeleri ile bir de restorasyon atölyesi bulunmaktadır. Eserler altı salonda teşhir edilmektedir. Ayrıca uzmanlık alanında kitapları oluşturan kütüphane, Şark salonu, tiyatro-konser salonu, kafeterya, depolar ve yönetim birimi müze kapsamındadır.

Müzedeki galerilerde her yıl ulusal ve uluslar arası düzeyde sergiler açılmaktadır. Bunların başında Asya-Avrupa Bienali Sergisi, Uluslar arası Sedat Simavi Karikatür Yarışması Sergisi, Kültür Bakanlığı’nın diğer devletlerin kültürel anlaşması ile açılan yabancı sanatçı sergileri de müzenin çalışma kapsamı içerisindedir. Bunun yanı sıra müze atölyelerinde halka yönelik kurslar düzenlenmekte, Ankara Devlet Opera ve Balesi burada her hafta gösteri düzenlemekte, Kültür Bakanlığı’nın özel sanat toplulukları, konserleri, film ve halk dansları gösterileri ile konferanslar düzenlenmektedir.


Opera Karşısı, Talat Paşa Bulvarı, Ulus
Tel: (0312) 310 20 94- 310 20 95


Şefik Bursalı Evi


Cumhuriyet dönemi Türk resim sanatının öncülerinden Şefik Bursalı’nın (1903-1990) Ankara’da yaşamış olduğu ev Kültür Bakanlığı tarafından kamulaştırılmış ve müzeye dönüştürülmüştür. Müzede Şefik Bursalı’nın yapmış olduğu eserlerden örnekler, kişisel eşyaları, fotoğrafları ve çeşitli anılarını içeren belgeler sergilenmektedir.

Ahmet Mithat Efendi Sokak No.36/3 Çankaya


Ankara Etnoğrafya Müzesi

 Ankara Talat Paşa Bulvarı ile Atatürk Bulvarı’nın birleştiği noktada yer alan Etnoğrafya Müzesi Türkiye’nin Cumhuriyet döneminde kurulan ilk müzelerinden birisidir. Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından 1927’de ziyarete açılan müzede başlangıçta 1924 ve 1925 yıllarında Türkiye genelinde toplanan eserler sergilenmektedir.

Etnoğrafya Müzesi’nin yapımına 1925 yılında milli müze kurma düşüncesi ile başlanmış, iki yılda inşaat tamamlanmıştır. Müzenin girişindeki büyük salon Şeref Holü’dür. Atatürk’ün ölümünden sonra naşı 1953 yılında Anıtkabir’e nakledilinceye kadar burada gömülmüştür. Büyük bir mermer levha üzerindeki yazıt da bunu belirtmektedir.

Müze bölümlerinde Selçuklular döneminden başlayarak folklora kadar her çeşit Türk eseri koleksiyonlar halinde sergilenmektedir. Çeşitli yöresel giysiler, süs takılar, başlıklar, nakış işlemeleri ile Türk folklorunun bir bölümü burada sergilenmektedir. Ayrıca Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde, Kırşehir yörelerine ait halı ve kilimler müzenin dokuma bölümünü meydana getirmektedir. Bunların yanı sıra XV.yüzyıldan başlayarak günümüze kadar uzanan Türk maden sanatı eserleri de ayrı bir bölümdedir. Burada Memluklu kazanları, Osmanlı şerbet kazanları, güğümler, leğenler, siniler, kahve tepsileri, sahanlar, taslar, mum makasları, gülaptanlar koleksiyonlar halinde bir araya getirilmiştir. Osmanlı döneminde kullanılan yay ve oklardan, çakmaklı tabancalardan, tüfeklerden, kılıçlardan ve yatağanlardan oluşan Silah Seksiyonu da kronolojik olarak sergilenmiştir.

Müzenin bir diğer önemli bölümü de Ankara başta olmak üzere Anadolu’nun bir çok yerinden getirilen ahşap eserlerdir. Burada Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı döneminde uygulanmış oyma, kazıma, kündekâri, kakma tekniğindeki ahşap eserler; özellikle ahşap minber, mihrap, kapı, rahle, pencere ve dolap kapları, cüz muhafazaları bulunmaktadır. Bunların arasında Selçuklu Sultanı II.Keyhüsrev’in tahtı (XII.yüzyıl), Ahi Şerafettin’in sandukası (XIV.yüzyıl), Ürgüp Damsa Köyü’ndeki Taşkın Paşa Camisinin mihrabı (XII.yüzyıl), Siirt Ulu Cami Minberi (XII.yüzyıl), Merzifon Çelebi Sultan Medresesi kapısı (XV.yüzyıl) en ilginç ahşap eserlerdir. Bunların yanı sıra müzede, cam eserler, eski yazmalar, antika mobilyalar, Türk evi odaları, işlemeli tavanlar, ocaklar, dolaplar da sergilenmektedir.


Talat Paşa Bulvarı
Tel: (0312) 311 30 07


Tabiat Tarihi Müzesi

 Maden Tetkik Arama Enstitüsü (MTA) yönetimindeki müze 7 Şubat 1968 tarihinde açılmıştır.

Müzede Maden tetkik Arama Enstitüsünün yapmış olduğu jeolojik, minerolojik ve paleontolojik araştırma ve çalışmalara yer verilmiştir. Ayrıca yer bilim fakültelerinin yapmış olduğu bilimsel ve teknik araştırmalar, materyaller müzede bulunmaktadır.

Müzedeki başlıca eserler arasında Fransa Tabiat Tarihi Müzesi’nin armağanı, 15 milyon yıl önce Fransa’da yaşamış ilk fil örneği olan Trilophodon angustidesin fosil iskelet kalıbı, Ankara civarında 193 milyon yıl önce yaşamış 1,5 m. çapındaki dev mürekkep balığı fosili, 25 bin yıl önce batı Anadolu’da yaşamış insanların ayak izleri fosilleri, Türkiye’de bulunan değerli ve az değerli taş örnekleri, Sivas-Yıldızeli’ne düşen meteorit parçası ve Ay’dan getirilen aytaşı bulunmaktadır. Müze, üniversiteler ve yer bilimleri ile ilgili tüm kuruluşların bilimsel ve teknik çalışmalarına, ortaöğretim kurumlarına, teknik ve bilimsel materyal temin edilmesinde yardımcı olmaktadır.


Eskişehir Yolu Balgat
Tel: (0312) 287 34 30-287 10 25-287 10 29


Gordion Müzesi

 Ankara Polatlı’daki Yassıhöyük Köyü’nün yanında, 1963 yılında kurulmuştur.

Müzede Eski Tunç, Hitit, ithal Yunan seramikleri, Helenistik ve Roma dönemi eserleri koleksiyonları yer almaktadır. Ayrıca Gordion’da ele geçirilen mühür ve sikke koleksiyonları da bu müzede sergilenmektedir. Kayabaşı Köyü temel kazısında ortaya çıkarılan Roma dönemine ait mozaik ile bir Galat mezarı müze bahçesinde sergilenmektedir.

Son yıllardaki ziyaretçi artışından ötürü müzeye yeni depo binası, ek teşhir salonu, laboratuar, görüntü ve bilgilendirme salonu ile yeni açık hava teşhir salonu eklenmiştir.Yassıhöyük Köyü, Polatlı
Tel: (0312) 638 22 73


Eğit-Der Eğitim Müzesi


Eğit-Der Eğitim Müzesi, 17 Nisan 1995 tarihinde, eğitimle ilgili düşünce ürünlerini, belgelerini derlemek, kalıcılığını sağlamak, bütün bunları öğrencilerin, eğitimcilerin, araştırmacıların ve bilim adamlarının görüşlerine sunmak amacı ile hizmete açılmıştır. Bir diğer amacı da eğitimle ilgili yapıt ve nesnelerin korunması ve değerlendirilmesi alışkanlığının kazandırılmasına yardımcı olmaktır.

Müzede çeşitli eğitim araçlarının yanı sıra, Osmanlı döneminden günümüze kadar yazılmış Osmanlıca ve Türkçe kitap, dergi, gazete, atlas ve öğretmen örgütlenmesi ile ilgili olan çeşitli basılı malzemeler sergilenmektedir. Ayrıca Mehmet Yiğit, Cahit Külebi, Rauf İnan, Hüsnü Cırıltı, Mahmut Makal, Talip Apaydın gibi iz bırakan eğitimcilerin kendi görüntüleri ve ses kayıtlarının yanı sıra Türkiye’nin bugünkü eğitim durumu, geleceğe ait önerileri içeren video kayıtları, 1940’lı yıllarda Köy Enstitüleri’ndeki koro bantları ve taş plak, eğitimci ve öğrenci etkinliklerini gösteren fotoğraflar sergilenmektedir.

Sokollu Mehmet paşa Cad. 105/3 Dikmen
Tel: (0312) 480 75 64


Oyuncak Müzesi


Oyuncak Müzesi, 20 Nisan 1920’de kaybolmakta olan oyuncakları korumak amacı ile açılmıştır. Müze aynı zamanda araştırma ve eğitim merkezi olarak da hizmet vermekte, oyuncağın ülkemizdeki tarihsel gelişimini, oyuncaklar aracılığı ile sanayi, kültür ve eğitim tarihi araştırmaları yapılmaktadır. Bunların yanı sıra geleneksel, fabrikasyon, yabancı oyuncak ve antik oyuncaklar olarak sınıflandırılmış bin beş yüzün üzerinde oyuncak bulunmaktadır.

Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Cebeci
Tel: (0312) 363 33 50


Atatürk Orman Çiftliği Atatürk Evi ve Müzesi

Atatürk Orman Çiftliği’nde, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği evin bir benzeri yapılmış, 10 Kasım 1981’de de müze olarak ziyarete açılmıştır.

Atatürk Evi üç katlı olup, zemin katında kiler, mutfak, hizmetçi odası ve sofa; birinci katta geniş bir sofanın çevresinde annesi Zübeyde Hanım’ın odası, bir misafir odası ve mutfak; ikinci katta da yine geniş bir sofanın çevresinde Atatürk’ün çalışma odası, yatak odası ve banyosu ile bir de balkonu bulunmaktadır. Evin bu katındaki müze odasında Atatürk’ün yaşamından alınmış fotoğraflar, vesikalar, belgeler ile kullandığı bazı eşyalar sergilenmektedir.

Atatürk Orman Çiftliği, Gazi Mahallesi
Tel: (0312) 211 01 70-285 01 71


Hava Müzesi (Etimesgut)


Türkiye Cumhuriyeti Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı olan Hava Müzesi, havacılık tarihinin tanıtılması amacı ile kurulmuştur. Müzede Türk ve dünya havacılığı ile ilgili gelişmeler kronolojik olarak belgeler, maketler ve fotoğraflar ile sergilenmiştir. Ayrıca ilk uçaklar da bu müzede yer almaktadır. Cumhuriyet dönemi pilot giysileri, uçuş ekipmanları da sergilenmektedir. Müzede, Türkiye’nin ilk kadın pilotu Sabiha Gökçen’e ait özel bir köşe de bulunmaktadır.

Müze 18 Eylül 1998 tarihinde açılmıştır.

Etimesgut
Tel: (0312) 244 85 50-4059
Fax. (0312) 245 07 57


Mehmet Akif Ersoy Evi

 Hacettepe Üniversitesi Merkez kampusu içerisindedir. I.Türkiye Büyük Millet Meclisi Mebusu iken Mehmet Akif Ersoy’a tahsis edilen bu ev, 30 Ekim 1949 tarihinde Şehir meclisi kararı ile “Mehmet Akif Ersoy Evi” adı altında müze olarak hizmete açılmıştır.

İki katlı ahşap bir Ankara evi olan bina, yüksek avlu duvarları ile çevrilidir. Ortasında kalem işleri ile süslü altıgen göbekli yöresel Ankara tavanı binanın en güzel ve gösterişli yeridir.Müzede Mehmet Akif Ersoy’a ait gözlük, tespih, cep saati, tüfek ve şairin yüz kalıbı ile çeşitli fotoğraflar bulunmaktadır.

Hacettepe Üniversitesi Merkez Kampüsü, Sıhhıye
Tel : (0312) 311 29 52




Meteoroloji Müzesi


Sanatoryum Caddesi’nde bulunan müze, Kurtuluş Savaşı sırasında Genel Kurmay Başkanlığı olarak kullanılan tarihi bir binada yer almaktadır. Müze iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Atatürk’ün kaldığı ve Kurtuluş Savaşı’nda askeri plânları hazırladığı “Atatürk Odası”, ikinci bölümde ise meteorolojik parametrelerin ölçümünde kullanılan alet ve cihazlar sergilenmektedir.

Müze, meteorolojik alet ve cihazların zaman içerisinde teknolojik gelişmeye paralel olarak değişimini yansıtan bir biçimde düzenlenmiştir. Ayrıca eski Türkçe ile kayıtları yapılan rasatlar da bu müzede sergilenmektedir.

Sanatoryum caddesi, Kalaba
Tel: (312) 302 24 19-22


Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Vagonu


Eski adı ile Direksiyon Binası olarak bilinen yapı, Anadolu-Bağdat demiryolunun yapımı sırasında, 1890 yılında Almanlar tarafından yapılmıştır. 24 Aralık 1964’te, Atatürk’ün anısını yaşatmak amacı ile müze olarak düzenlenerek ziyarete açılmıştır.

Özgün kilit kemerli, köşeleri taş dekorlu ve ahşap çatı saçaklı taş bina, iki katlıdır. Müzenin ikinci katında Atatürk’ün kabul odası, çalışma odası, yatak odası ve banyosu bulunmaktadır. Atatürk’e ait özel eşyalarla o günün özelliklerini taşıyan mobilyalar olduğu gibi korunmaktadır.

Binanın alt katı Demiryolları Müzesi olarak düzenlenmiş olup beş bölümden oluşmaktadır. Bu müzede , 1856 yılından günümüze, demiryolları ile ilgili belgeler, hatıra madalyaları, o dönemde kullanılan makaslar, ray örnekleri, yemekli ve yataklı vagonlarda kullanılmış olan gümüş servis takımları gibi eşyalar sergilenmektedir. Ayrıca Osmanlı döneminde kullanılan mühür, diploma, kimlik kartları, biletler, TCDD’nin tren işletmeciliğinde kullandığı lokomotif plâkaları, haberleşmelerde kullanılan telefon ve telgraf makineleri sergilenmektedir.

Alman Demiryolları İdaresi tarafından TCDD ilk Genel Müdürü Behiç Erkin’e armağan edilen buharlı lokomotif maketi, Sultan Abdülaziz’e İngiliz hükümeti tarafından armağan edilen altın kaplama minyatür vagon, Sultanın özel vagonunda kullandığı sedef kakmalı çalışma masası, duvar saatleri ve 1925 yılında Atatürk’ün Samsun-Çarşamba demiryolu hattının temel atma töreninde kullandığı kazma, kürek müzenin en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Atatürk’ün 1935-1938 yılları arasında yurt gezilerinde kullandığı özel vagonu da müzenin yanında raylar üzerinde sergilenmektedir.

TCDD Genel Müdürlüğü Binası, Gar
Tel: (0312) 309 05 15/4084


Pembe Köşk Müzesi


Türkiye Cumhuriyeti’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün Çankaya’da, 1924’te satın aldığı ve Pembe Köşk olarak bilinen bağ evi, İnönü Vakfı tarafından Müze-Ev olarak düzenlenerek ziyarete açılmıştır.

Atatürk’ün başkanlığında birçok toplantıya ev sahipliği yapan, ilk konserler, ilk sergiler, ilk ilmi toplantılar, satranç ve bilardo, ata binme, engel atlama yarışmaları, Ankara’nın iklimine uygun çiçek ve ağaç yetiştirme denemelerinin yapıldığı Pembe Köşk, İsmet İnönü’nün hayatının çeşitli dönemlerini yansıtan eserlerle Müze-Ev olarak düzenlenmiştir.

Kurtuluş Savaşı dönemini yansıtan birinci salonda, İsmet İnönü’nün savaşlarda kazandığı madalyalar, Atatürk ve diğer arkadaşları ile savaşlarda çekilmiş fotoğrafları sergilenmektedir. İsmet İnönü’nün eşi Mevhibe Hanım’ın konuklarını kabul ettiği ikinci salonda ise Atatürk’ün İsmet Paşa’ya imzaladığı bir portresi, çeşitli aile tablo ve fotoğrafları, Namık İsmail ve Şevket Dağ’ın iki tablosu ile Rus ve Alman ressamların peyzajları yer almaktadır.

Atatürk’ün isteği üzerine 22 Şubat 1927’de Ankara’nın ilk balosunun verildiği salondaki vitrinlerde İsmet İnönü’nün bilardo masası, binici kıyafetleri, kamçıları, çizme eğerleri ile Mevhibe Hanım’ın 1916’dan itibaren giydiği elbiseler, çocuklarının beşik ve bebeklik eşyaları ile oyuncakları yer almaktadır.

Şehit Ersan Caddesi No:14, Çankaya
Tel: (0312) 428 18 41-427 15 26


Orta Doğu Teknik Üniversitesi Müzesi


Orta Doğu teknik Üniversitesi kampusünde 1969 yılında açılmıştır. Bu müzede, 1964-1966 yıllarında Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) yerleşkesi içerisinde yapılan Yalıncak ve Koçumbeli kazıları ile 1967-1968 yıllarında Orta Doğu teknik Üniversitesi tarafından yürütülen Ankara Ovası Frig tümülüsleri kazılarında ele geçen eserler sergilenmektedir.

Müzenin giriş katında sergi salonu, ofisler, depo ve servis mekânları bulunmaktadır. Sergi salonunda ODTÜ Müze ve Arkeoloji Araştırma Merkezi’nin kazı çalışmaları tanıtılmaktadır. Ayrıca burada etnografik eserlerden oluşan küçük bir koleksiyon da bulunmaktadır. MÖ.VII.yüzyıldan günümüze kadar gelen sürekli yerleşimi sergileyen Yalıncak buluntuları yer almaktadır. Bu eserlerden en ilginci Roma dönemine tarihlenen üst kısmı bronz çift başlı aslan biçimli anahtardır.

Müzenin birinci katında, Frig tümülüsleri kazı buluntuları ile, Frig mezar yapım tekniği ve ölü gömme geleneği canlı bir biçimde anlatılmaktadır. Müzede sergilenen en zengin koleksiyon ise Frig metal işçiliğini en iyi şekilde ortaya koyan kap, kacak ve kazanlardır.

ODTÜ Kampusü, Eskişehir Yolu
Tel: (0312) 210 22 09 / 210 42 31-32


T.C. Ziraat Bankası Müzesi

 Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarından olan T.C.Ziraat Bankası Genel Müdürlük binası, İtalyan Mimar Guiliano Mongeri tarafından 1926-1929 yıllarında yapılmıştır. Bina, bankanın 118. kuruluş yıldönümünde, 20 Kasım 1981’de müze olarak düzenlenerek hizmete açılmış olup, Türkiye’nin ilk banka müzesidir.

T.C.Ziraat Bankası Müzesi koleksiyonları arasında; Mithat paşa’nın Memleket sandıkları’nın kurulması için sadaret Makamı’na yazdığı mektuplar, Memleket sandıkları’ndan Ziraat Bankası’na geçiş Nizamnamesi, Emniyet Sandığı’nın kuruluşunda yazılan mektup ve belgelerle Şûra Devlet Reisi Mithat Paşa’ya ait 1.No.lu hesap sayfası bulunmaktadır. 1863-1867 yıllarında açılan Şarköy ve Tavas Memleket sandıkları’nda kullanılmış standart ölçü ve şekle göre yapılmış bölmeli sandıklar, 1889 yılında Sivrihisar Sandığı’nın açılışından itibaren kullanılan mıhlı para kasası ve Bergama Şubesi’nden gelen demir kasa da bu müzede teşhir edilmektedir. Ayrıca tarihi değer taşıyan teftiş defterleri, imza sirküleri, bugünkü fotokopinin yerini tutan haberleşme kopya defterleri, tasarruf ve tevdiat hesabı cüzdan örnekleri, makbuzlar ve fiş dip koçanları gibi örnekler sergilenmektedir.

Bunların yanı sıra müzede, banka binası için 1928’de özel olarak yapılan İbrahim Çallı’nın “Harman” ve Namık İsmail’in “Gazi Mustafa Kemal Çiftçiler Arasında” isimli yağlıboya tabloları yer almaktadır.

T.C.Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası Şeref Salonu Ulus
Tel: (0312) 229 68 41


Türkiye Çocuk Esirgeme Kurumu Müzesi

Cumhuriyet döneminde çocuklara ve ailelere bakım, eğitim, sağlık ve kültür hizmetleri sunan ilk kurum olan Çocuk Esirgeme Kurumu (Himaye-i Etfal Cemiyeti), Kurtuluş savaşı’nda öksüz ve yetim kalan çocukların korunması, bakımının sağlanması, eğitilmesi ve yetiştirilmesi amacıyla 30 Haziran 1921’de Atatürk’ün önderliğinde kurulmuştur.

Çocuk esirgeme Kurumu’na ait tarihsel doküman ve malzemenin sergilendiği müze, özellikle çocuklara, gençlere Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze değin süren gelişmeleri sunmak amacı ile kurulmuştur. Ayrıca müzenin bir bölümü çocuklara yönelik bir kütüphane ve kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.

İstiklal Mahallesi Çocuk Sarayı Mevkii, Altındağ


TCDD Müzesi ve Sanat Galerisi


Ankara Gaz kompleksi içerisinde “Ankara Oteli” adı ile 1924 yılında yapılan, ancak demiryolu idari binası olarak kullanılan iki katlı taş bina, 1990 yılında restore edilmiş ve giriş katı Sanat galerisi, ikinci katı da Demiryolları Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Sanat Galerisi’nde belirli aralıklarla ulusal ve uluslar arası çeşitli sergiler düzenlenmektedir. Geniş sofaya açılan yüksek tavanlı büyük salon ile sekiz farklı büyüklükte odadan oluşan müzede ise; geçen yüzyıldan günümüze değin trenin serüveni grafik illüstrasyonlarla gösterilmekte, demiryollarında kullanılan her tür teknik ve etnolojik malzeme de tarihi gelişimi içerisinde sergilenmektedir. Müzede sergilenen semaverler, pirinç yazı takımları, ahşap sedefli mobilyalar, biletler, sağlık malzemeleri, yol ölçüm aletleri, madalyalar, şiltler ve özgün buharlı lokomotif plakaları T.C.D.D bünyesinden temin edilmiştir.

TCDD Gar Alanı
Tel: (0312) 309 05 15/4094


TRT Müzesi


TRT Müzesi, 22 Ağustos 1994’te Türkiye’de radyo ve televizyon yayıncılığının öncüsü olan TRT her türlü belge, görsel, işitsel materyali bir araya toplamış ve ulusal yayıncılığımızın geçmişini belge ve kanıtlarla gelecek kuşaklara tanıtmak amacı ile açılmıştır.

Müzede Ankara, İstanbul ve İzmir Radyolarında kullanılmış olan ses teçhizatı ile “Radyo ve Gösterim Stüdyoları” oluşturulmuş, ayrıca iki renkli televizyon yayınlarında kullanılan cihazlardan da bir “Televizyon Stüdyosu” kurulmuş ve halkın ziyaretine açılmıştır.

TRT Oran Sitesi, Oran Yolu
Tel : (0312) 490 43 00

ANKARA REHBERİM KÜLTÜR KURULU
Fotoğraflar, www.ttk.gov.tr ve www.kultur.gov.tr , www.altindag-bld.gov.tr adreslerinden alınmıştır.

Kaynak : ankararehberim.blogcu.com

Kaynak : zekitimur1.blogcu.com

Kaynak : photoblog.blogcu.com

2013 KPSS nasıl olacak

2013 KPSS’de Öğretmen Adaylarına Alandışı Soru Sorulmayacak


Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, KPSS yeterlilik sınavıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini ancak ağustos ayında yapılacak atamalara yetişmeyeceğini söyledi.

“Yeterlilik” ya da diğer adıyla “alan sınavı” gelecek yıldan itibaren uygulamaya geçirilecek. SABAH'a konuşan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, yeterlilik sınavıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini ancak ağustos ayında yapılacak atamalara yetişmeyeceğini söyledi.
Öğretmen adaylarının KPSS puanına göre atanabilmek için özel dershanelerde alanları dışında konularda çalışmalarına neden olan sistem sona eriyor. Adayların "Resim öğretmeniyim neden matematik çözüyorum?" diye isyan etmelerine sebep olan sistem, 2013'ten sonra yerini 3 aşamalı alan sınavına bırakacak. Öğretmen adayları mezun olduktan sonra, ilk olarak KPSS genel yetenek ve genel kültür sınavına girecek. Başarılı olan adaylar alanlarına göre yeterlilik sınavına alınacak. Ve son olarak da atandıktan sonra 1 yıllık oryantasyon ve staj eğitiminden geçecek. Öğretmen adayları mezun olduktan sonra, ilk olarak KPSS genel yetenek ve genel kültür sınavına girecek. Yeterlilik sınavını geçen öğretmen atandıktan sonra 1 yıllık oryantasyon ve staj eğitiminden geçecek.

İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞI


İnternet ve oyun bağımlılığı günümüz genç kuşağının önemli bir sorunu. Bireyin internet ve oyun başanda  gereğinden fazla zaman geçirmesi kişiyi yanlızlığa itmekte ,  toplumdan soyutlamaktadır.Bilgisayar oyunları karşısında aşırı zaman geçirme ise bu olgunun etkilerinin günlük yaşama etkisi olmadığı sürece tehlikeli sayılmaz. Nedensiz bilgisayar kullanımı günlük yaşama etkiyen aşırı bilgisayar kullanımına örnek olarak verilebilir. Bu terimler bağımlılık terimini özellikle içermemekte ve oluşma nedenleri tek bir etmene bağlı bulunmamaktadır. Bilgisayar oyunu oynamak eğlendirici ve tatmin edicidir   Oyunların beyinde mutluluk hormonu salgılattığı, ödül ve başarı duygusu uyandırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu tatmin duygusu ile gittikçe uzayan oyun saatleri, uyku düzenini bozduğunda vücudun dengesi de bozulur.bu kişiler zamanlarının büyük kısmını bilgisayar başında geçirdiklerinden sosyal ilişkileri azalıyor, okul/iş hayatları ve hatta temizlik ve öz bakımları bile aksıyor Bilgisayardan ayrı kaldığında sinirlilik, çöküntü, neşesizlik gibi durumlar ortaya çıkar.

İNTERNETİN TOPLUM , BİREY VE EĞİTİME ETKİLERİ

İnternet olumlu olumsuz birçok şekilde hayatımızın içinde ki yerini hızlı bir şekilde almıştır.İnternetin yararlarının olduğu kadar bir o kadar da zararları vardır. İnsanlar sohbet sitelerinde yalnızca yazışarak görüşmekte bu da karşılıklı insan ilişkilerini azaltmaktadır. İnsanlar birbirlerinden uzaklaşarak sanal ortama alışmaktadır.
 Dünya, İnternetle, bilgi ağırlıklı bir iletişim sisteminin içine doğru yol almakta ve bununla birlikte bilginin geniş kitlelere ulaşması İnter- net sayesinde sağlanmaktadır.
Etkileşimli iletişim imkanları sunarak bireylerin “seçim” ve “özgürlük” alanlarını genişletmekte ve dolayısıyla yayılan bilgiyle toplumsal gelişmeye olumlu bir etki yaptığı düşünülmektedir. Bununla birlikte şiddet ve tüketim amaçlı olarak egemenler kurumlar tarafından İnternet’e sunulan dezenformasyonun, bireyleri belirli egemen yaşam kültürü ve düşüncelere kanalize ettiği de görülmektedir.
İnternetin anonim karakteri sayesinde, aynı şekilde düşünen insanların, zaman ve mekana bağlı olmaksızın kolaylıkla bir araya gelerek, sanal topluluklar oluşturması, farklı kültürlerin mensubu insanların birbirlerini tanıma fırsatı bulması, sanal ilişkilerden gerçek ilişkilere geçişlerin yaşanması ve insanların her türlü düşünceyi daha özgür ifade edebilir hale gelmesi, sosyal hayatta başlıca gözlemlenen değişimlerdendir.
İnternet her alanda sağladığı kolaylıkla tam bir tembelleştirici unsurdur.

TÜRKİYE'DE UZAKTAN EĞİTİM

   Sonuna yaklaştığımız 20.yüzyıl içinde, uzaktan eğitim, kalkınmış ve kalkınmakta olan ülkelerin eğitim sistemleri içinde hızlı bir şekilde yer almış, eşiğinde bulunduğumuz 21.yüzyılın eğitim sistemine de son derece önemli alternatif bir umut olarak belirmiştir. Bunun sebebi, iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme ve yayılmadır.
       Bugün, uzaktan eğitim dünyadaki ulusların eğitim sistemlerinde var olan örgün ve yaygın eğitim sistemlerinin her seviyesinde ( ilkokuldan üniversiteye kadar ) kullanılmaktadır ( Isman,s.2, 1997 ). UNESCO kaynakları, bugün dünyada yaklaşık olarak altıyüz milyon öğrencinin var olduğunu ve bunlardan hemen hemen on milyonunun eğitimlerini uzaktan eğitim ile almakta olduklarını belirtmektedir ( Hary, John ve Keegan, 1993 ). Uzaktan eğitim alan öğrenci sayısının bu kadar fazla olmasının sebebi, eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanma konusunda klasik eğitim sisteminin yetersiz kalmasıdır. Yaklaşık olarak on milyon öğrenciye uzaktan eğitim sayesinde, eğitim fırsat eşitliği hizmeti sunulmaktadır. Diğer bir anlamıyla, eğer "uzaktan eğitim" hizmetleri sunulmasaydı, bugün milyonlarca insan, eğitim imkanından yoksun kalacaktı.,,
Uzaktan Eğitimin Türk Eğitim Sistemindeki Gelişim Süreçleri

       Türkiye'de uzaktan eğitim çalışmalarının içinde bulunduğu durumu gereğince anlayıp değerlendirebilmek için, konuya tarihsel bir perspektiften bakmakta ve sorunu bu açıdan değerlendirmekte yarar vardır. Son iki yüzyıllık Türk Tarihi; bir yapısal, toplumsal dönüşüm ve çağdaşlaşma tarihidir. Osmanlı İmparatorluğu tarafından modernleşme yolunda orduda girişilen ilk sınırlı değişiklikleri tanımlayan ıslahat hareketi, daha sonra Cumhuriyet döneminde, Atatürk'le birlikte inkılap hareketine dönüştü. İnkılap terimi, toplumun geleneksel yaşayış biçimlerini, kavramlarını çağdaş batı akılcılığının fikirlerine göre toptan değiştirmeyi amaçlayan bir devlet kuramını ifade ediyordu ( Özdil, s.15, 1986 ).
       Yapılan birçok araştırma şunu göstermektedir ki, gelişmekte olan Türkiye, eğitim alanındaki çağdaşlık ve uygarlık sunan gelişmeleri kendi eğitim sisteminde uygulamaktan geri kalmamıştır. Bu çağdaş gelişmelerden bir tanesi de uzaktan eğitimdir. Türkiye'deki ilk uzaktan eğitim çalışmaları 1924 yılında Dewey'in sunduğu "Öğretmen Eğitim Raporu" ile gündeme girmiş, 1927 yılında kavram olarak oluşmaya başlamıştır ( Alkan, 1997 ). Daha sonra, çalışmalar durma noktasına gelmiştir. Fakat 1950 yılından sonra çalışmalar hızlanmış ve bu konudaki uygulama çalışmalarının hazırlıkları başlamıştır ( Isman, 1997 ). Bu araştırmada, uzaktan eğitimin, Türk eğitim sistemindeki gelişim süreçleri üç ana boyutta incelenmektedir :
Kavramsallaşma süreci Mektupla öğretim süreci İletişim teknolojilerinin kullanımı süreci
Uzaktan eğitimde bilgisayar ortamına dayalı teknolojiye bakıldığında; telefon, uydu, fiber optikler, entegreli sistemler, dijital iletişim ağı ( Integrated systems digital network ), CD-Rom ve video disk olduğu görülmektedir. Bilgisayar destekli öğretim ve bilgisayara dayalı öğretimi de kapsayan bilgisayar yardımlı öğrenme ( computer aided laerning ), E-Mail, bilgisayar konferansı, işitsel grafikler, veri tabanları ve çoklu ortamlar bilgisayar ortamına dayalı uzaktan eğitim uygulamalarına birer örnektir.

KAYNAKÇA :

Uzaktan Eğitim
Genel Tanımı, Türkiye'deki Gelişimi ve Proje Değerlendirmeleri
Yrd.Doç.Dr. Aytekin İŞMAN
Değişim Yayınları, Mayıs 1998 Hacettepe Üniversitesi Kütüphanesi Milli Kütüphane

BDE 'NİN ÜSTÜNLÜKLERİ

  *Bde'nin üstünlüğü enerjisinin sonsuz olmasıdır.Bir öğretmen bir konuyu en fazla dört beş defa anlatır ama bilgisayarda öğrenci istediği kadar okuyabilir kendini geliştirebilir.Tercih ettiğimiz zamanda,tercih ettiğimiz yerde en uygun süreyle alma şansımız vardır.İstediğimizde hızda alırız .     * Bde'nin etkileşim olanağı vardır.     *Sınırsız geri bildirme olanağı vardır.Sabırlıdır. Öğrencileri motive eder,bilginin sunumunda bir tutarlılık sağlar,zorlu öğrencinin anlama düzeyine göre uyarlayabilir.Kavramlarıya da ilişkileri birden fazla duyu organımıza etki eder.Durumumuzla ilgili kayıtları saklayabilir.Öğrenciyi yönlendirir.

Mesleğinize göre Size Hangi Gülümseme Yakışır?

Mesleğe göre gülüş estetiği ile çekici, ikna edici, entelektüel ya da otoriter bir gülüşün sahibi olabilirsiniz!
Dikkat çekici bir diş yapısı ve estetik gülüşün, hayatın her alanında önem kazanmaya başlaması, başarıyı olumlu yönde etkileyen bir faktördür. 

Özellikle iş görüşmelerinde ve yeni tanışılan kişiler üzerinde olumlu etki yaratan samimi bir tebessüm, kişiye sosyal ilişkilerinde de pozitif değer katan bir iksirdir adeta! Her an kolayca yapılması mümkün olan bu eylemin iş yaşamında düzgün ve dikkat çekici olmasının, kılık kıyafet kadar önemli olduğu gerçekliğini de unutmamak gerekiyor. Gülüş estetiği ve ideal bir diş yapısının meslek hayatında çok önemli bir yeri olduğunu söyleyen Diş Hekimi Arzu Yalnız "Mesleğe Göre Gülüş Estetiği" ne dikkat çekiyor. 

Mesleğe göre gülüş estetiği tasarlayan Dt. Arzu Yalnız, gülüş tasarımının kişilerin toplumdaki statülerini belirlemede öncelikli etmen olduğunu söylüyor. Son yapılan araştırmalara göre yeni tanışılan kişilerin ilk önce gülüşleriyle ön plana çıktığına ve gülüş estetiğinin önemine de dikkat çekiyor. Gülüş estetiğini "Sanatın Bilimle Buluştuğu Nokta" olarak ifade eden Dt. Arzu Yalnız, gülüşün insan ilişkilerinde de önemli bir yeri olduğunu belirtiyor. Özgüven ve diş yapısı arasındaki ilişki, gün geçtikçe daha çok önem kazandığını, özellikle meslek sahibi kişilerin bu yöntemleri daha çok tercih ettiğini söylüyor. 

Dt. Arzu Yalnız gülüş estetiği örneklerini mesleklere göre şöyle sıralıyor: 

Çekici Gülüş 

Bu teknikte ön dişler diğer dişlere göre fark edilebilir derecede daha uzundur. Aslında dişlerin doğal görünümü de bu şekildedir ama zamanla bu dişler kısalıp aşınarak kişiye yaşlı bir ifade katabiliyor. Bu dezavantajlı durumu gülüş estetiği uygulamaları ile avantaja dönüştürmek mümkündür. Mankenlik, fotomodellik, modacı, şarkıcılık, gibi mesleklere sahip kişiler üzerinde uyguladığımız bu teknik sayesinde kişiye daha dinamik ve çekici bir gülümseme kazandırıyoruz. 

İkna Edici Gülüş 

Yuvarlak hatlı ve bombeli bir diş yapısı olan bu tarz, diğerlerine oranla daha beyaz bir renklendirme ile kişiye ideal bir görünüm kazandırır. Satış temsilcisi, avukat, pazarlamacı, psikolog gibi mesleklere sahip kişilerde daha çok bu tekniği uyguluyoruz. 

Entelektüel Gülüş 

Bu teknikle oluşturduğumuz gülüş estetiğinde, dişleri yatay çizgi üzerine sıralanmış bir görünüme kavuşturuyoruz. Çünkü bu gülümseme kişiye bilgili ve olgun bir gülüş ifadesi veriyor. Bu gülümsemede alt dudak ve dişlerin daha çok vurgulanacağı bir görünüm sağlanmaya çalışılmaktadır. Daha çok akademisyen, öğretmen, gazetecilik, devlet sanatçıları, yazarlık, psikolog, tarihçi gibi mesleklere mensup kişiler bu gülüş tekniğini tercih ediyor. 

Otoriter Gülüş 

Bu gülüş şekli daha çok yöneticilik yapan kişilerde olması gereken bir tarzdır. Bu tarz gülüşlerde keser dişlerin daha köşeli, köpek dişlerin ise daha sivri olduğu bir diş yapısı tercih edilmektedir. Bu teknikle kişilerin daha otoriter bir görünüme sahip olmasını sağlıyoruz. Bu gülüşü daha çok; CEO, Yönetim kurulu üyesi, akademisyen, öğretmen, hakimlik gibi meslek grubuna mensup kişiler üzerinde uyguluyoruz. 

Sportif Gülüş 

Bu gülümseme şekli kişiye samimi, sıcak ve ayrıştırıcı bir ifade kazandırıyor. Orta kesici dişler yan keserlere göre çok az daha uzun bir yapıdadır. Bu gülüş kişiye ne çok çocuksu, ne de çok ciddi bir ifade katar. Bu gülüş tekniğini daha çok; reklamcılık, spor eğitmenliği, halkla ilişkiler, turizm ve otelcilik, doktor, mühendis, hemşire, mimarlık, çocuk bakıcılığı, sinema ve televizyonculuk gibi meslek gruplarına mensup kişiler üzerinde uyguluyoruz.

12-14 yaş öğrencisi olan öğretmenlere 9 tavsiye

13 yaşındaki Ayşe, annesine, "Sen bana karışamazsın, istediğim diziyi izlerim, istediğim şeyi giyerim, istediğim yere giderim, Face'de de istediğim yorumu yaparım, çocuk değilim artık!" diyor.
Ayşe, ön ergenlik dönemini yaşıyor. Bu dönem Ayşe'nin kendini mutsuz hissedebildiği, 'ben kimim?' diye kendini sorguladığı, 'ben de varım üstelik sizden farklı bir bireyim' düşüncesini ispatlamaya çalıştığı yaşlardır. Bağımsızlığın yanında aslında anne ve babasına bağlılığı ve desteklenmeyi de istediği, kararsız ve kaygılı bir dönemdir bu.
12-14 yaş, ön ergenlik dönemi olarak tanımlanır. Somut düşünceden soyut düşünceye geçildiği, çocuğun anne-babasının değerlerini sorguladığı fırtınalı bir süreçtir. Bu dönemde çocuğun ebeveynlerine karşı gelmeleri, çekişmeleri artar. "Ben bireyim, sizden farklı düşüncelere sahip olabilirim" dediği ve bunu anne-babasına yansıttığı, onlarla çatışma yaşadığı, hem bedensel hem de psikolojik açıdan birçok temel değişikliğin oluştuğu bir dönemdir. Daha çok yalnızlık duygusuna kapılırlar, endişelerini ve isteklerini eskisi kadar ebeveynleriyle paylaşmak istemezler.
Çocuk evde gösterdiği bu huzursuz, kararsız durumu okul ortamında da devam ettirir. Bu zorlanmayı okulda öğretmenler de yaşar. Ergen itiraz edebilir, eleştirebilir, sorgulayabilir, hareketli, kararsız, kaygılı davranabilir. Tüm bu süreç, çocuğun verdiği tepkiler aslında onun gelişiminde önemli bir role sahiptir. Birçok anne-babanın çocuklarına ulaşamadıklarını düşündükleri bu dönemde aslında öğretmenler doğru yaklaşımlarla bu ön ergenlerin dünyalarında ebeveynden daha da etkili olabilirler. Çocuklar, öğretmenlerinin arkadaş gibi yaklaşımlarını ve onları anlama gayret ve çabalarını önemser ve yakınlık gösterirler.
12-14 çocuklarıyla ilgilenen öğretmenlerimize yönelik iletişim önerilerimiz şunlar olabilir;
1. BİLİN: Bu dönemin özelliklerini çok iyi bilin.
2. KABUL EDİN: Öğrencilerinizi olduğu gibi kabul edin. Kabul etmek, onların duygularını anlama ve saygı gösterme çabasıdır. Öğrencilerinizin duygu düşüncelerine saygı gösterin. Öğrenciler saygıyla dinlenilmek ve anlaşılmak isterler. Onlarla göz kontağı kurarak konuşun.
3. İZİN VERİN: Kendilerini ifade etmelerine izin verin. Kabul etmek zor olsa da sizden çok farklı düşüncelere ve duygulara sahip olabileceğini unutmayın. Esnek ve anlayışlı olun. Baskıcı olmayın.
4. DİKKAT EDİN: İletişim becerilerinize dikkat edin. Öğrencilerin saygısızlığından yakınan öğretmenler, çoğunlukla olumsuz değerlendirmelerde bulunan öğretmenlerdir. Yargılamayın, eleştirmeyin, ad takmayın, suçlamayın. Öğüt vermeyin, kendinizi anlatmayın, başka öğrencilerle kıyaslama yapmayın.
5. SORUN: Bir sorun yaşadıysanız, sorunu aramaya kendinizden başlayın. 'Ben nasıl bir öğretmenim, iyi bir dinleyici miyim, öğrencilerimi anlayabiliyor muyum?' diye sorun kendinize.
6. SAMİMİ OLUN: Öğrencilerinizle ilişkinizde samimi olun. Soğukkanlı, esprili, yeniliklere açık, öğrenmeyi seven biri olmaya çalışın ve onların ilgi alanlarını öğrenin. Takip ettikleri güncel film ve oyunlardan haberdar olun.
7. DİNLEYİN: İyi bir dinleyici olun. Onları her defasında öğütlere boğmayın. Gençler de tıpkı yetişkinler gibi bazen güvendikleri birisinin onları sadece dinlemesini isterler.
8. KONUŞUN: Öğrencilerinizle net ve tutarlı konuşun. Sabırlı açıklamalarda bulunun. Mantıklı cevaplar verin. Öğretmen olarak duygularınızı, beklentilerinizi, kabul sınırlarınızı dile getirin ve uzlaşma zemini içinde hareket etmeyi amaç edinin. Onların tavsiyelerinize, samimiyetinize ve desteğinize ihtiyaçları var.
9. SEVGİNİZİ GÖSTERİN: Öğrencilerinizi sevin ve onlara sevgiyle bakın. 'Bu çocuk baş belası, bununla uğraşamam' demeyin. Bu şekildeki bir bakışla çocukta ilerleme sağlayamazsınız. 'Bu çocuğa ne verebilirim, nasıl verebilirim, nasıl yaklaşmam gerekir?' diye dertlenin. Öğrencilerinize sevginizi gösterin. Övülmesi gereken durumlarda onları övün. Alternatif yollar denemeye açık olun ve moralinizi yüksek tutun. Ergen çocuklar, kendilerini olduğu gibi kabul eden, seven bakışlar bulamazlarsa öğretmen ve ailelerinden uzaklaşır.

Sınava Psikilojik Olarak da Hazırmısınız?

Sınava Psikilojik Olarak da Hazırmısınız?

Üniversite sınavına sayılı günler kala “ya kazanamazsam” kaygılarınız arttı mı? İşte heyecanınızı en aza indirmenizi sağlayacak teknikler…
Gençlerin neredeyse tüm hayatını etkileyecek üniversiteye giriş için ikinci aşama zamanı geldi çattı. Haziran ayında gerçekleşecek sınava günler kala öğrencilerin ve heyecanı artmış durumda… “Ya kazanamazsam, ya karıştırırsam, istediğim bölüme giremezsem” kaygıları artarken gençlerde, “ne yapacağım?” korkusu da güven ve inancın zayıflamasına sebep olabiliyor. Bu zamanlarda hemen herkesten öğrencilere ‘şöyle yapın, bunu yapmayın’ gibi sayısız öneriler gelse de en doğru bilgiler yine uzmanlarda saklı. Türkiye’nin ilk ve tek NLP Uzman Eğitimcisi olan Mustafa Kılınç, aynı zamanda siyasi koç ve NLP Uzmanları Dernek Başkanı. Mustafa Kılınç, “ yolculuğunda önemli olan inanç, tutku, güven, sakinlik, hedefe odaklanma, sonucu görmek, duymak ve hissetmektir” diyor.
Sakin ve başarılı olmak için…
Gireceğiniz sınavla ilgili olarak ‘ kodunuzu’ olumlu ayarlamanızı öneren Mustafa Kılınç, beyninize gelen başarısızlık ve korku senaryolarını tersine çevirecek tek gücün ‘sizde’ saklı olduğunu vurguluyor. “Size sizden başka hiç kimsenin yardımcı olamayacağının farkında olun. Sevdikleriniz sizi ancak sınava gireceğiniz binaya kadar götüreceklerdir. Sonrasında yalnız devam edeceksiniz”diyen Kılınç, sınav öncesinde, sınav esnasında ve sonrasında sakin olmaya karar vermenizi öneriyor. Sınav yolculuğunun başlangıcında ne istendiğine karar vermenin önemine değinen Kılınç, “Amacınızı netleştirin. Böylece ne yapacağınızı bilirsiniz. Bu durum kendinize güvenmenizi ve hedefe odaklanarak tutkulu olmanızı sağlar, sakin ve mutlu olursunuz. Sizi aşağıya çeken heyecan duygusunu önlersiniz” diyor. Bireylerin genelde ‘istemediklerine’ odaklandığını hatırlatan Kılınç’a göre bu davranıştan hemen vazgeçilmeli, böylece ‘ kodlarınızı’ yanınıza alabilirsiniz. “Kendinize, başaracağınıza inanmanın yolu içsel dünyanızdaki , duygu ve davranış kodlarıyla uyumludur. Kendinize ve başaracağınıza yürekten inanın ve sınav öncesinde elde ettiğiniz başarıları sürekli hatırlayın” diyen Kılınç’a göre bu şekilde beyninizdeki hareket sistemini başarıya odaklamış olacaksınız.
gücünüzü kullanın
Sınava girerken…
Çok çalışmak başarıyı garanti etmez. Sadece akıllı çalışmak başarıyı garanti eder. Bu nedenle sınavın sonucuna odaklanın. Kendinizi, sınavı ve hedeflerinizi gerçekleştirmiş olarak görün. Oluşturduğunuz ‘yeni kimlikle’ bütünleşin. Zafere giden yolun başlangıcının buradan geçtiğini bilin ve kullanın.
Sınava girerken bedeninizin dinlenmeye, beyninizin uyumaya ihtiyacı vardır. Bugünden başlayarak sınav gününe kadar akşam yatış ve kalkış saatlerinizi ayarlayın. Beyninizi şaşırtmayın.
Sınav süresini beklerken ailenizle, arkadaşlarınızla asla sınavla ilgili konuşmayın. Konuşanların yanından uzaklaşın.
Sınav sırasında…
Heyecanlandığınız zaman ya da “yapamayacağım korkusu” yaşadığınızda kendi nefesinize odaklanın. Daha önceden oluşturmuş olduğunuz yeni kimliğinizi görün.İçinizdeki heyecan ve korku duygusunun büyümesine izin vermeyin.
Her zaman seçme hakkınız olduğunu bilin ve sonuca odaklanın.
8 adımda kaygılarınıza veda edin!
NLP Uzmanı Mustafa Kılınç, heyecan ve kaygılarınızı sona erdirecek şu tekniği uygulamanızı öneriyor:
1- Sağ yumruğunuzu sıkın, bir süre tutun ve gevşetin. El kaslarınız eliniz sıkılıyken ve daha sonra gevşeyince, hissettiğinize dikkat edin.
2- Şimdi yine sağ yumruğunuzu yavaş yavaş sıkın ve bir süre sonra yavaş yavaş gevşetin. Yumruk sıkılırken ve gevşerken nasıl bir değişiklik olduğunu gözleyin.
3- Sol yumruğunuzu sıkın ve bir süre tutun ve gevşetin.
4- Sol yumruğunuzu yavaş yavaş sıkın ve bir süre öyle tuttuktan sonra yavaş yavaş gevşetin.
5- Her iki kolunuzu da bileklerden bükerek pazılarınızı gerin, kademeli olarak bu gerginliği iyice artırın ve sonra gevşek bırakın.
6- Kolunuzu aşağı indirin, ellerinizin arkasını bacaklarınızın üzerine koyun ve kollarınızı geriye doğru gittikçe artan bir kuvvetle itin. Daha sonra tümden gevşetin
7- Şimdi sınavınızı düşünün. Sınavı beyninizde görün, seslerinizi duyun ve sizi engelleyen duyguları içinizde hissedin.
8- Kollarınızı bedeninizin yan taraflarına bırakın, gerginliğin kolunuzdan akıp dışarıya doğru çıktığını görün ve rahat olmanın tadını çıkarın.
Yazan : Eylem Aktay

Sağ Beyin Duygusal, Sol Beyin Mantıklı.

Sağ Beyin Duygusal, Sol Beyin Mantıklı.


Beynin yapısı hakkında neler biliyorsunuz? Hayatınızın ana kumanda masasında neler oluyor? Düşünme sisteminin şifrelerini çözmek ister misiniz? "Ama" ve "fakat" diyen sol beyin ile anlık hareket eden sağ beyin arasındaki farklar nelerdir? İşte beynin gizemli dünyasından bir kesit....

SAĞ VE SOL BEYNİN ŞİFRELERİ

Yapılan araştırmalar her geçen gün beyin ile ilgili yeni bilgiler veriyor. Kişinin duygularını tanıması ve beynini doğru yönlendirmesi de giderek önem kazanıyor.

Sol beyin ’EĞER’ ve ’FAKAT’ der
Bugün artık biliyoruz ki, sol beyin, kelime ve sayılarla ilgilenen, sağ beyne nazaran geçmişin üzerinde daha çok duran beyin alanıdır. Bu alanın özellikleri, soğuk, keskin, köşeli, mesafeli ve sert olması, katı kurallarının bulunmasıdır. Sol beyin ’eğer’ ve ’fakat’ sözlerini çok kullanır. Bu iki kelime hemen karar vermemeyi ifade eder. Beynin sol tarafı, bir şeyi anlamaya çalışırken aynı zamanda ertelemeye de yatkındır. Ayrıca benmerkezci olma eğilimindedir. Kendisini mutlu edecek şeyleri önemser. Bu sebeple de kendisi önceliklidir. Erkeklerin sol beyinleri baskın çalıştığı için benmerkezci yanları baskındır. Beynin sol kısmı, iradeyi mantıksal olarak kullanır.

Sağ beyin duygusaldır!
Sol beyin, yeni fikirlere açık değildir. Koruyucu, tutucu ve savunucudur. Oysa sağ beyin farklılıklara gebedir. Deneme yanılmayla karar verir. Duygusal alanlarla ilgili olduğu için istekleri hemen olsun ister. Stratejik düşünmek yerine, taktik bulur. Arzularını ertelemekten hoşlanmaz. Hızlı karar verip harekete geçmek eğilimindedir, acelecidir.

Sol beyin eril, sağ dişildir
Sol beyin, yeni fikirlere açık değildir. Koruyucu, tutucu ve savunucudur. Sağ beyin farklılıklara gebedir. Deneme yanılmayla karar verir. Sol beyin sayı ve rakamlarla ilgilenirken sağ beynin ilgi alanı daha çok görsel konulardan ve zevklerden oluşur. Estetik kaygılar sağ beyinde etkilidir.

Sağ beyin sevgiye göre karar verir!
Sağ beyni baskın çalışan kişiler iradelerine duygularını katarlar. Bir insanla iş yaparken ya da onun hakkında karar verirken kâr-zarar analizi yapmaktan çok, onu sevip sevmediklerini ölçü alırlar. İnsanları analiz ederken "o beni çok sever" ya da "ben onu çok severim" diyerek referanslarının duygu olduğunu belli ederler.

Sağ beyin niyete sol beyin sürece bakar
Sol beyinde niyet önemli değildir. Sürece ve sonuca bakar. Sağ beyin ise niyete göre hareket eder. Sol beyin hayal kurmaz ama sağ beyin hayalcidir. Yine sağ beyin sezgilere çok değer verir. Beyin görüntüleme çalışmalarında sol beynin görsel unsurlara hızlı tepki verdiği ortaya çıkmıştır. Oysa sağ beyin duygusal sayılabilecek uyarılara daha çabuk cevap vermektedir.

Sağ beyin sempatik, ön beyin empatiktir
Sol beynin önceliği kendisindeyken, sağ beynin önceliği başkalarındadır. Oysa ön beyin, önceliğin kendisinde mi yoksa başkalarında mı olacağını, hangi şartta nasıl tercihler yapacağını iyi belirler. Ön beyin empatik düşünür. Mesela, sol beyniyle düşünen bir kimse karşısındakine yol tarif ederken, yönleri kendisine göre tarif eder. "Sola gideceksin" dediğinde bu sol taraf kendi soludur. Oysa empati yapabilen insan karşı tarafın yönünü dikkate alır.

Sol gerçekleri, sağ beyin duyguları analiz eder
Sağ beyin pembe düşler görür. Gerçeklerden uzak hayaller kurmak onun işidir. Sol beyin ise, hayali ve sezgileri önemsemez, kullanmaz. Sağ beyin dişil özellikler barındırdığı için, sezgisel düşünmeye yatkındır ve sezgilerinde çoğunlukla haklı çıkar. Ön beyin ise sezgileri süzgeçten geçirerek kullanır. Her hissettiğini doğru kabul eden sağ beyne mukabil, ön beyin sezgilerinin doğru olup olmadığını anlamaya çalışır. Sol beyin gerçekleri, sağ beyin duyguları, ön beyin ise doğruları analiz eder ve öncelik verir.

Sol beyinde erkeksi özellikler baskın!
Sağ beyin duygusal kararlar verdiği için, bu kararları inanarak vermek ister. Sol beyin, inanamasa da karar vermekten yanadır. Sol beyin tekil ve erildir. Yani erkeksi özellikleri baskındır. Sağ beyin ise çoğulcudur ve dişil özellikleri vardır. Sol beyin anlamaya çalışırken, sağ beyin hissetmek için uğraşır. Sol beyin karşılaştığı olaylarda çıkarı doğrultusunda tepkiler verirken, sağ beyin sempatik bir bakışıyla yaklaşır. Yani kendini hemen olaya kaptırır. Sağ beyni baskın çalışan kimse, birisi ağladığı zaman onunla beraber ağlar. Kendisinden çok başkalarını mutlu etmeye uğraşır. Kadınlarda bu özelliğe sık rastlanır, kadınların şefkat duyguları yoğundur ve iyi annelik yaparlar.
 
Yazan : Prof.Dr. Nevzat Tarhan
Kaynak : www.haber7.com

Belleğinizi Nasıl Güçlendirirsiniz?

Belleğinizi Nasıl Güçlendirirsiniz?

İYİ BİR BELLEĞE SAHİP OLMAK İÇİN: * Oturmayın, düzenli egzersiz yapın * Takviye olarak vitamin alın * İnsan içine karışın * Mutfağınızı sağlıklı yiyeceklerle donatın * Uykunuza dikkat edin * Mutlaka yeni şeyler öğrenin * Biraz alkol alın * En küçük şeyi dert etmeyip, stresi yönetin * Lütfen hayata bağlanın * Laçkalıktan kurtulun, düşüncelerinizi ve hayatınızı organize edin. * Etkili önlemlerle beyninizi darbelerden koruyun. * Kesinlikle başarabilirsiniz! Pozitif tutumunuzu sürdürün. Bellek kaybının en önemli sebepleri arasında gösteriliyor. Dünya çapında otorite olarak kabul edilen Aaron P.Nelson’un “Belleğinizi Nasıl Güçlendirirsiniz?” isimli kitabı, iş dünyasını yakından ilgilendiren bu sorunla mücadele yollarını anlatıyor…
Yaş ilerlemesine bağlı oluşan bellek kaybı, günlük yaşamda büyük sıkıntılara yol açsa da aslında önlenebilir bir rahatsızlık. Tıpkı olası yıkıcı etkilerinin önlendiği veya oluşmuş hasarın bir kısmının geriye döndürülebildiği diğer yaygın hastalıklarda olduğu gibi… Bellek konusunda dünyaca tanınmış otoritelerden biri olan Dr. Aaron P. Nelson’ın kaleme aldığı “Belleğinizi Nasıl Güçlendirirsiniz?” adlı kitap, belleğin nasıl çalıştığını, bellek kaybı problemlerini, bunun nedenlerini ve tedavi şekillerini anlatıyor. Acıbadem Sağlık Grubu ve Optimist Yayınları’nın Harvard Tıp Okulu rehberliğinde yayımladıkları kitap, bu alanda merak ettiğiniz her türlü sorunun yanıtını içeriyor. Bellek kaybının baş müsebbipleri arasında stresin yer aldığını göz önünde bulundurursak, iş dünyasını yakından ilgilendiren bu kitapta yer verilen basit önlemlerle yaşa bağlı bellek zayıflamasına karşı mücadele edebilir, konsantre olma, bilgiyi belleğe alma ve daha sonra hatırlama yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.
BELLEK PROBLEMLERİNİN NEDENLERİ Genler Beyninizin nasıl gelişeceğini ve yaşamınız boyunca nasıl evrim geçireceğini genler belirler ve bu sizden bağımsız bir faktördür. Belleğinizin ne kadar güçlü olacağını ve yaşla birlikte gücünün ne kadar azalacağını genler belirler. Alzheimer, hipertansiyon veya dahil belleğe zarar veren birçok hastalıkla ilgili riskleriniz genlerin etkisi altındadır. Hormonlar Cinsiyet hormonları belleği etkiliyor. Yaşla birlikte kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron düzeyi düşer ve bunlar yaşa bağlı bellek kaybını da tetikler. Yaşa bağlı yaygın hastalıklar Bu hastalıklar belleği dolaylı ya da dolaysız zayıflatabilir. Bunların bazısı için kullanılan ilaçlar da belleğe ya da konsantrasyona zarar verme riski taşır. Koroner arter hastalığı Kalbiniz için kötü olan, beyniniz için de kötüdür. Yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıklar bellek problemi riskini artırır. Tiroid bozukluğu Tiroid bezi, fonksiyonunu gerektiği gibi yerine getiremiyorsa, metabolizmanız çok hızlı ya da çok yavaş olabilir. Her iki problem de öğrenmeyi ve belleği etkileyebilir.
Nörolojik bozukluklar Çeşitli nörolojik bozukluklar, nöronlarda ve nöron ağında doğrudan hasar yaparak ya da nöronların gerektiği gibi işlev görmesini engelleyerek bellek kaybına ve diğer türden fonksiyon bozukluklarına yol açabilir. (Alzheimer, inme, kafa travması, parkinson, epilepsi) Kanser Kansere karşı uygulanan kemoterapi ve ışın tedavisi de bellek kaybını tetikleyebilir. Ruh hali, ve bellek Gerek depresyon ve travma sonrası bozukluğu gibi psikolojik bozukluklar, gerekse de yoğun optimum belleğe zarar verebilir. Bu problemleri kontrol altına almak genellikle bellek fonksiyonunu düzeltir. İlaçlar Yeni bir ilaca başladıktan sonra belleğiniz zayıflarsa, bu durum pekala ilaçla bağlantılı olabilir. Hangi ilaçların bellek kaybına yol açtığını, Nelson’un kitabında liste halinde bulabilirsiniz. Uyku Geceleri iyi uyuyamayan kişiler rahat uyuyanlara göre unutkanlığa daha eğilimlidir.
Bellek pekişmesi için iyi bir gece uykusu temeldir. Belleği korumaya yeten uyku süresi ise altı saattir. Çünkü uyku hormonlarını düşürme etkisiyle zaten belleğe dolaylı yoldan fayda sağlıyor. Diyet ve beslenme Okuduklarınızın aksine belleğinizi güçlendirecek sihirli bir “ besini” yoktur. Ama kalitesiz bir diyet belleğinize zarar verebilir. Ayrıca bellek kaybını önleyecek sağlıklı yiyecekler ve maddeleri bulunuyor. Bunları şöyle sıralayabiliriz; B vitamini Folik asit, B6, B12 vitaminleri vücutta doğal olarak üretilmez bu yüzden yiyeceklerden ve tamamlayıcılardan sağlanmalıdır. Bu vitaminler şu yiyeceklerde bulunur: Karaciğer, tahıl ürünleri, pirinç, fındık türü sert kabuklu yemişler, süt, yumurta, et, balık, meyveler, yeşil sebzeler. İyi yağlar, kötü yağlar Beynimiz, doymuş yağlardan (ette ve süt ürünlerinde bulunur) ve trans yağlardan kötü etkilenebilir. Ama beynimiz fındık türü sert kabuklu yemişlerden, birçok bitkisel yağdan ve balık yağından gelen doymamış yağlarla güçlenebilir. Antioksidanlar Antioksidanlar yani C, E vitaminleri ve beta-karoten zararlı molekülleri etkisiz bırakır. Bu yüzden antioksidanlar bellek kaybına karşı koruma sağlayabilir. Alkol Tıpkı mebzul miktarda stresin faydalı olması gibi ölçülü miktarda alkol de bellek için olumlu etkide bulunabilir. az ve orta derecede alkol kullanımının bunama riskini azalttığını ortaya koyuyor.
Egzersiz Egzersizin bellekle ne ilgisi olduğunu merak ediyorsunuzdur. Araştırmalara göre hareketsiz kişiler, düzenli fiziksel aktivite içinde olan insanlara göre daha büyük bellek kaybına uğruyor. Mutlaka bir spor dalıyla uğraş şart değilse de günlük yaşamda hareketli olmak bellek için çok faydalı. Zihinsel canlılık Yaşlandıkça beyninizin ne kadar iyi performans göstereceği, onun ne kadarını kullandığınıza bağlıdır. Akıllarına meydan okuyan kişiler, zihinsel faaliyetten uzak kişilere kıyasla zaman içerisinde daha esnek bir belleğe sahip olabiliyor. Sigara Sigara içenlerin isimleri ve yüzleri içmeyenler kadar iyi hatırlayamadığını yıllardır biliyoruz. Sigara içenler içmeyenlerle kıyaslandığında bellek ve buna bağlı bilişsel fonksiyonlarda çok daha keskin bir düşüş sergiliyor. Uyuşturucu kullanımı Uyuşturucu belleğe ve fonksiyonlarına zarar verebilir. Hatta bu zarar sadece ilaçların kullanıldığı dönemde değil sonrasındaki aylarda da sürebilir.
YANLIŞ KANI: Her stres bellek için kötüdür Aşırı stres belleğinizi köreltebilir, ama ölçülü miktarda stres aslında belleğiniz güçlendirebilir. Gözünüzde büyüyen iş teslim tarihinin baskısı, odaklanma ve dikkati koruma yeteneğinizi artırabilir. Sonuçta bilgiyi daha etkili bir biçimde edinirsiniz, bu da bellek pekişmesini ve geri getirmeyi teşvik eder.
Kaynak:Sabah

Zeka Düzeyi ve Yetenek Nasıl Ölçülür?

Zeka ve yetenek doğuştan gelir ancak işlenmediği sürece bu iki cevher de tek başına işe yaramaz. Çocukların zeka ve yeteneklerinin erken yaşta keşfedilmesi gelişimleri açısından büyük önem taşıyor. İşte çocuğunuzun zeka düzeyi ve yeteneklerini keşfetme yolları...

ÇOCUĞUNUZUN YETENEKLERİNİ NASIL KEŞFEDERSİNİZ?

Çocuğunuzun zeka ve yeteneklerini nasıl keşfedersiniz? Çocuğunuz gerçekten yetenikli mi? Çocuğunuzu çok mu ileri zekada buluyorsunuz? Çocuğunuzun zekasını nasıl ölçersiniz?

Çocukların zeka seviyelerini tespit edebilmek ve ilgi alanlarını çözebilmek için, davranış biçimlerinin iyi gözlemlenmesi gerek.

Onların yaptığı her hareketin aslında zekâ ve yetenekleri konusunda ipuçları verdiği belirtildi.

İşte çocuğunuzu tanımanız için size bazı ipuçları;

Çocuğunuzun zeka ve yeteneklerini nasıl keşfedersinizAylık kültürel aile dergisi Moral Dünyası ocak ayı kapak konusu olarak üstün zekalı ve üstün yetenekli çocukları işledi. Dergide Uzman Pedagog Adem Güneş'in ve Üstün Zekâlı/Yetenekli Öğrenciler Eğitmeni Didem Rümeysa Sezginer'in kaleme aldığı yazılarda üstün zekâlı ve üstün yetenekli çocukların özelliklerine yer verildi.

Dergide verilen bilgilere göre üstün zekâlı olan çocukların özellikleri şöyle:

Bedensel özellikleri:
-Beden yapıları (boy ve ağırlık bakımından) ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla daha ileri durumdadırlar.
- Enerji düzeyleri yüksektir, hareketlidirler.
- Erken yürürler.
- Erken konuşurlar.
- Bebeklik döneminde daha az uyku gereksinimi duyarlar.
- Kullandıkları dil, başlangıçta bile yaşıtlarına göre daha gelişmiştir. Sözcük zenginliği, ifade düzgünlüğü dikkat çeker.
- Duyu organı bozuklukları, bedensel sakatlık gibi durumlara normal çocuklara göre daha az rastlanır. Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.
- Duyu organları keskin olması nedeniyle bebekliklerinde battaniyelerini üstlerinden atma, giyim eşyalarındaki markalardan, altlarının ıslanmasından rahatsız olma, gürültüye yoğun tepki gibi özellikler gösterebilirler.
- Duyu organlarının aşırı duyarlıkları tat alma duyularında da görülebilir. Mesela iki değişik fabrikanın ürettiği meyve suyu arasındaki ufak farkı hissedebilirler.

Zihinsel özellikleri:
- Öğrenme hızları yüksektir. Çabuk ve kolay öğrenirler.
- Dikkat süreleri daha uzundur. Daha kolay odaklanabilirler.
- Düşünme becerileri gelişmiştir. Fikir üretmede daha aktiftirler.
- Kelime hazineleri çok geniştir, bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.
- Pek çok işlemi zihinsel olarak kolaylıkla başarabilirler.
- Genelleme yapmada, ilişkileri görmede, bilgilerin transferinde, mantıki çağrışımlarda ileridirler.
- Soyut fikirlere karşı ilgileri fazladır.
- Okul çalışmalarında, akademik konularda yaşıtlarından 1-2 yıl ileridirler.
- Yaş düzeylerinin 1-2 yıl üstündeki kitapları okumaktan hoşlanırlar ve anlarlar.
- Keşfetmekten hoşlanırlar. Kalıplardan, sıradanlıktan uzak kalmayı tercih ederler. Orijinal bilgiler, buluşlar, yaklaşımlar ilgilerini çeker.
- Hafızalarını etkin kullanırlar. Fazla çalışmaya gerek duymadan, duyduklarını ve okuduklarını uzun zaman belleklerinde tutarlar ve hatırlarlar.
- Meraklıdırlar. Çok soru sorarlar ve ilgi alanları geniştir. Zihinlerinde bilgiye karşı bitmeyen bir açlık vardır. Devamlı öğrenmekten sıkılmaz ve yorulmazlar.
- Çoğunlukla okula başlamadan önce okuma-yazma öğrenirler.
- Pratik bilgileri çoktur.
- Hazır cevaptırlar, uyanık ve girişkendirler.
- Mizah duyguları güçlüdür.
Sosyal özellikleri:
- Arkadaşları arasında popülerdirler.
- Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.
- Lider ruhludurlar, başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.
- Okula karşı isteklidirler, ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.
- Sosyal uğraşılardan, sportif faaliyetler, şiir, hikâye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.
- Nüktedandırlar, orijinal bağlantılar kurarak, beklenmeyen espriler yapabilirler.
- Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır. İlgi alanlarına çok iyi odaklanıp bu alanlarda da başarı gösterirler.
- Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar. Değişime açık bir yapıları vardır.
- Dünya sorunlarına bile ilgilidirler. Çözüm bulmaya yönelirler.
- Ailede uygulanacak eğitim
Çocukları üstün zekâlı olan anne-babalar, çocuklarının bu özelliğinin gelişmesi için ev içerisinde çocuklarıyla iletişimde şu noktalara dikkat etmelidirler:

Ailenin, çocuğun diğer bireylerden farklı olduğunu bilmesi ve farklı ihtiyaçlar içinde olduğunu değerlendirebilmesi çok önemlidir. Ona yaklaşım ve iletişimle ilgili devamlı olarak rehber öğretmenleriyle iletişim halinde olunmalıdır.

Bu tip çocukların, yüksek zihinsel potansiyellerinin yanında, aslında bir "çocuk" oldukları unutulmamalıdır. Onlardan olgun birey davranışları beklenmemelidir.

Meraklı tutumları, çok soru sormaları, devamlı öğrenme isteklerinin önüne engeller konulmamalı, hatta takdir edilmelidir. Bu konuda, sorularına sabırla ilgi gösterilmelidir.

Çocuk, değişik düşüncelerinden, orijinal fikirlerinden dolayı hemen eleştirmeye tabi tutulmamalıdır. Fikirlerine saygı duyulduğu daima hissettirilmelidir.

Aile hayatına orijinallikler katılmalı, normal yaşam zengin bir öğrenme çevresine dönüştürülmelidir. Ailece değişik faaliyetlerde bulunulması, birlikte yeni ufuklara yelken açılması verimliliği arttırır.

Üstün zekâlı/yetenekli çocuk "tek doğru cevaba", "tek tipte düşünmeye" kilitlenmemelidir. Zengin düşünme, farklı bakış açılarıyla değerlendirebilme becerisi geliştirilmelidir.
 
 
Kaynak : www.kalitelihayat.com

4+4+4 Ortaokul geliyor

İlköğretim tarih oluyor!


12 yıl zorunlu eğitimi 4+4+4 olarak üç kademe haline getirecek yeni eğitim modeli teklifinde "kademe" nitelendirilmesi kaldırıldı. ANKARA (ANKA) - 12 yıl zorunlu eğitimi 4+4+4 olarak üç kademe haline getirecek yeni eğitim modeli teklifinde "kademe" nitelendirilmesi kaldırıldı. İlköğretim birinci kademe yerine ilkokul, ilköğretim ikinci kademe yerine ortaokul ifadesi getirildi. Teklif yasalaşırsa 8 yıl kesintisiz eğitim sonrası kullanılan ilköğretim okulu ifadesi tarihe karışırken, eski ilkokul, ortaokul sistemine dönülmüş olacak.
Mİlli Eğitim Komisyonunda zorunlu eğitimi 12 yıla çıkartarak kesintisiz eğitime son veren yeni eğitim modeli teklifinin görüşmeleri sürüyor. 8 yıllık zorunlu ilköğretimi birinci ve ikinci kademe olarak düzenleyen teklifteki ikinci maddenin değiştirilmesi için AKP İstanbul Milletvekili İsmet Uçma ve AKP Düzce Mİlletvekili Osman Çakır önerge verdi. Önergenin kabul edilmesiyle teklifteki "İlköğretim okulunun kademeleri şunlardır: Dört yıl süreli ilköğretim birinci kademe, dört yıl süreli ilköğretim ikinci kademe" maddesi, "İlköğretim; 1'inci maddede belirtilen amacı gerçekleştirmek için kurulmuş dört yıl süreli ve zorunlu ilkokul ile dört yıl süreli ve zorunlu ortaokuldan oluşan bir milli eğitim ve öğretim kurumudur" şeklinde değiştirildi.
Değişiklik önergesi gerekçesinde ilkokul ve ortaokul ifadelerinin toplumda kabul görmüş anlaşılması daha kolay ve halkın iyi bildiği tanımlamalar olduğu için yapıldığı belirtildi. 

www.mynet.com

ROMAN ÖZETİ - ROMAN ÖZETLERİ


ROMAN ÖZETİ - ROMAN ÖZETLERİ
Özet Okumak, Kitabı Tam Anlamıyla Okumak Değildir. Zamanım Yok
Diyorsanız Buyurun. Sizler İçin Özenle Seçip Derlediğimiz "Roman Özetleri"...
Uyarı : Bazı roman özetleri aynı başlık altında fakat içerik olarak farklılık göstermektedir.
Bu yüzden bu özetlere (1),(2),(3),(4) gibi numaralar verilmiştir.
Size uygun özet hangisiyse ondan yararlanabilirsizin.

 
Acı Lokma Romanının Özeti
Acımak Romanının Özeti
Adı Aylin Romanının Özeti
Ago Paşa’nın Hatıratı Romanının Özeti
Akşam Güneşi Romanının Özeti (2)
Akşam Güneşi Romanının Özeti (1)
Akşamlar Romanının Özeti
Ali Baba Ve Kırk Haramiler Romanının Özeti
Altın Hançer Romanının Özeti
Anahtar Romanının Özeti
Anamın Kitabı Romanının Özeti
Anasının Kuzusu Romanının Özeti
Ankara Romanının Özeti
Ankara Ekspresi Romanının Özeti
Ankara Romanının Özeti
Anna Kareninna Romanının Özeti
Araba Sevdası Romanının Özeti
Arkadaşım Cumhuriyet Romanının Özeti
Asılacak Kadın Romanının Özeti
Aşk Bahçesi Romanının Özeti
Aşıklar Yolunun Yolcuları Romanının Özeti
Aşk Yarışı Romanının Özeti
Aşkı Memnu Romanının Özeti
Ateş Gecesi Romanının Özeti
Ateş Olur Da Yakmaz Mı Romanının Özeti
Ateşten Gömlek Romanının Özeti
Atlı Han Romanının Özeti
Ayaşlı Ve Kiracıları Romanının Özeti (2)
Ayaşlı Ve Kiracıları Romanının Özeti (1)
Aygır Fatma Romanının Özeti
Ayten Romanının Özeti
Babalar Ve Oğullar Romanının Özeti
Babasının Oğlu Romanının Özeti
Bacaksız Kamyon Şoförü Romanının Özeti
Balayı Romanının Özeti
Balıkçı Güzeli Romanının Özeti
Bedoş Romanının Özeti
Ben Deli Miyim Romanının Özeti
Benim Babam Romanının Özeti
Bereketli Topraklar Üzerinde Romanının Özeti
Beyaz Diş Romanının Özeti
Beyaz Gemi Romanının Özeti
Beyaz Lale Romanının Özeti
Beyaz Şemsiyeli Romanının Özeti
Beyaz Zambaklar Ülkesinde Romanının Özeti
Billur Kalp Romanının Özeti
Bir Avuç Saçma Romanının Özeti
Bir Çatı Altında Romanının Özeti
Bir Çift Yürek Romanının Özeti
Bir Düğün Gecesi Romanının Özeti
Bir Kadın Düşmanı Romanının Özeti
Bir Kızın Masalı Romanının Özeti
Bir Kucak Çiçek Romanının Özeti
Bir Küçük Burjuvanın Gençlik Yılları Romanının Özeti
Bir Mülkiyet Kalesi Romanının Özeti
Bir Ölünün Defteri Romanının Özeti
Bir Solgun Adam Romanının Özeti
Bir Sürgün Romanının Özeti (2)
Bir Sürgün Romanının Özeti (1)
Bir Şoförün Gizli Defteri Romanının Özeti
Bir Tereddüdün Romanı Romanının Özeti
Biz İnsanlar Romanının Özeti
Bomba Hikayesinin Özeti
Bozuk Bir Şey Romanının Özeti
Bu Gönül Böyle Sevdi Romanının Özeti
Budala Romanının Özeti
Bugünün Saraylısı Romanının Özeti (2)
Bugünün Saraylısı Romanının Özeti (1)
Buzlar Arasında Romanının Özeti
Çalınmış Çocuklar Romanının Özeti
Canan Romanının Özeti
Cezmi Romanının Özeti
Çalıkuşu Romanının Özeti
Çamlıca’daki Eniştemiz Romanının Özeti
Çelo Romanının Özeti
Çete Romanının Özeti
Çiçekler Büyür Romanının Özeti
Çiğdem Çiçekleri Romanının Özeti
Çingeneler Romanının Özeti
Çocukluğun Soğuk Geceleri Romanının Özeti
Çölde Bir İstanbul Kızı Romanının Özeti
Çömlekçioğlu Ve Ailesi Romanının Özeti
Dağ Rüzgarları Romanının Özeti
Dağa Çıkan Kurt Romanının Özeti
Dağları Bekleyen Kız Romanının Özeti (2)
Dağları Bekleyen Kız Romanının Özeti (1)
Dalyan Romanının Özeti
Değirmen Romanının Özeti
Damga Romanının Özeti
Deniz Küstü Romanının Özeti
Denizin Çağırışı Romanının Özeti
Destan Gönüller Romanının Özeti
Devran Romanının Özeti
Dişi Örümcek Romanının Özeti
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Romanının Özeti
Dünya Bir Atlı Karınca Romanının Özeti
Dünya Çocukların Olsa (2) Romanının Özeti
Dünya Çocukların Olsa (1) Romanının Özeti
Düşkün Çocuk (2) Romanının Özeti
Düşkün Çocuk (1) Romanının Özeti
Eğer Aşk Romanının Özeti
Ekmek Elden Su Gölden Romanının Özeti
Ekmek Parası Romanının Özeti
Emile Romanının Özeti
Er Meydanı Romanının Özeti
Eskici Baba Romanının Özeti
Estergon Kalesi Romanının Özeti
Eşkıya İninde Romanının Özeti
Eylül Romanının Özeti
Fadiş Romanının Özeti (2)
Fadiş Romanının Özeti (1)
Fahim Bey Ve Biz Romanının Özeti (2)
Fahim Bey Ve Biz Romanının Özeti (1)
Fatih Harbiye Romanının Özeti
Fatuş Romanının Özeti
Funda Romanının Özeti
Füreya Romanının Özeti
Garipler Sokağı Romanının Özeti
Gazi’nin Dört Süvarisi Romanının Özeti
Gece Gelen Eski Dost Romanının Özeti
Gelibolu Romanının Özeti
Gelinlik Kız Romanının Özeti
Gemileri Yakmak Romanının Özeti
Gençliğim Eyvah Romanının Özeti
Gençlik Çıkmazı Romanının Özeti
Goriot Baba Romanının Özeti
Göç Romanının Özeti
Gökyüzü Romanının Özeti
Gönül Hırsızı Romanının Özeti
Görmeyen Yavru Romanının Özeti
Gülbahar Sultan Romanının Özeti
Gülliver’in Gezileri Romanının Özeti
Gulyabani Romanının Özeti
Gülnihal Romanının Özeti
Gül’ün Babası Kim Romanının Özeti
Gün Olur Asra Bedel Romanının Özeti
Günah Bende Mi Romanının Özeti
Handan Romanının Özeti
Hayvanlar Çiftliği Romanının Özeti
Heidi Romanının Özeti
Hırsızın Oğlu Romanının Özeti
Hizmetçi Buhranı Romanının Özeti
Huzur Romanının Özeti
Hüküm Gecesi Romanının Özeti (2)
Hüküm Gecesi Romanının Özeti (1)
Hülagü’nün Gözdesi Romanının Özeti
Hürriyet Bayrakları Romanının Özeti
İçimizdeki Şeytan Romanının Özeti
İki Cisimli Kadın Romanının Özeti
İki Süngü Arasında Romanının Özeti (2)
İki Süngü Arasında Romanının Özeti (1)
İncir Ağacı Romanının Özeti
İnce Memed (Mehmet) Romanının Özeti
İstanbul'un Bir Yüzü Romanının Özeti
Kalbimin Suçu Romanının Özeti
Kalp Yapısı Romanının Özeti
Kan Ve İman Romanının Özeti
Kan Ve Sevgi Romanının Özeti
Kara Ahmet Destanı Romanının Özeti
Kaptanın Çocukları Romanının Özeti
Kaşağı Hikayesinin Özeti
Kızıl Tuğ Romanının Özeti (2)
Kızıl Tuğ Romanının Özeti (1)
Kimsecik (1), (2), (3) Romanının Özeti
Kiralık Konak Romanının Özeti
Kirazlı Pınar Romanının Özeti
Kodaman Romanının Özeti
Kokotlar Mektebi Romanının Özeti
Korkunç Yıllar Romanının Özeti
Köprü Romanının Özeti
Kuşlar Da Gitti Romanının Özeti
Kuyucaklı Yusuf Romanının Özeti (2)
Kuyucaklı Yusuf Romanının Özeti (1)
Küçük Ağa Romanının Özeti
Küçük Doktor Romanının Özeti
Küçük Kavalcı Romanının Özeti (2)
Küçük Kavalcı Romanının Özeti (1)
Madame Bovary Romanının Özeti
Mahşer Romanının Özeti
Mai Ve Siyah Romanının Özeti
Mavi Gözyaşı Romanının Özeti
Miskinler Tekkesi Romanının Özeti (2)
Miskinler Tekkesi Romanının Özeti (1)
Muhabbet Tılsımı Romanının Özeti
Murat Reis’in Oğlu Romanının Özeti
Mülazimin Romanının Özeti
Neşeli Karnaval Romanının Özeti
Oliver Twist Romanının Özeti
Osmancık Romanının Özeti
Ölü Canlar Romanının Özeti
Ölüm İlişkileri Romanının Özeti
Özlem Yokuşları Romanının Özeti
Papeloğlu Romanının Özeti
Parbat Dağının Esrarı Romanının Özeti
Pembe İncili Kaftan Romanının Özeti
Perdenin Arkası Romanının Özeti
Raziye Romanının Özeti
Robinson Crouse Romanının Özeti
Roman Romanının Özeti
Ruh Gurbetinde Romanının Özeti
Sabir Efendi’nin Gelini Romanının Özeti
Sağanak Altında Romanının Özeti
Samanyolu Romanının Özeti
Savaş Ve Barış Romanının Özeti
Sefiller Romanının Özeti
Sergüzeşt Romanının Özeti
Sevda İhtikarı Romanının Özeti
Seven Ne Yapmaz Romanının Özeti
Sevgili Arsız Ölüm Romanının Özeti
Sınıf Arkadaşları Romanının Özeti
Simyacı Romanının Özeti
Sinekli Bakkal Romanının Özeti (2)
Sinekli Bakkal Romanının Özeti (1)
Sodom Ve Gomore Romanının Özeti
Sofinin Dünyası Romanının Özeti
Sokak Çocuğu Romanının Özeti
Son Tango Romanının Özeti
Sonbahar Romanının Özeti
Sözde Kızlar Romanının Özeti
Su Sinekleri Romanının Özeti
Suç Ve Ceza Romanının Özeti
Sulara Giden Köprü Romanının Özeti
Sunanın Serçeleri Romanının Özeti
Suyun Öte Yanı Romanının Özeti
Sükut Romanının Özeti
Sünnet Düğünü Romanının Özeti
Şark Güneşi Romanının Özeti
Şeker Portakalı Romanının Özeti
Şerefi İçin Ölenler Romanının Özeti
Şeytan İşi Romanının Özeti
Tak Tak Romanının Özeti
Tatarcık Romanının Özeti (2)
Tatarcık Romanının Özeti (1)
Tek Yol Romanının Özeti
Tom Amca’nın Kulübesi Romanının Özeti
Toprak Ana Romanının Özeti
Toz Duman İçinde Romanının Özeti
Tuna’dan Uçan Kuş Romanının Özeti (2)
Tuna’dan Uçan Kuş Romanının Özeti (1)
Türedi Ailesi Romanının Özeti
Türk Akıncıları Romanının Özeti
Türk İkizleri Romanının Özeti
Türk Yıldızı Emine Romanının Özeti
Türk’ün Ateşle İmtihanı Romanının Özeti
Tütün Yorgunu Romanının Özeti
Üç İstanbul Romanının Özeti
Üç Katlı Ev Romanının Özeti
Üvey Ana Romanının Özeti
Vadideki Zambak Romanının Özeti
Vatandaş Romanının Özeti
Yaban Romanının Özeti (2)
Yaban Romanının Özeti (1)
Yağmuru Beklerken Romanının Özeti
Yakut Yüzük Romanının Özeti
Yalı Çapkını Romanının Özeti
Yaprak Dökümü Romanının Özeti (2)
Yaprak Dökümü Romanının Özeti (1)
Yara Romanının Özeti
Yaraya Tuz Basmak Romanının Özeti
Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Romanının Özeti
Yayla Romanının Özeti
Yaz Sonu Romanının Özeti
Yeraltında Dünya Var Romanının Özeti
Yeşil Gece Romanının Özeti (2)
Yeşil Gece Romanının Özeti (1)
Yezidin Kızı Romanının Özeti
Yolpalas Cinayeti Romanının Özeti
Yüksek Ökçeler Romanının Özeti
Zekeriyya Sofrası Romanının Özeti
Zeliş Romanının Özeti
Zeyno’nun Oğlu Romanının Özeti
Zeytindağı Romanının Özeti

Popular Posts

paylasbbuton