Öğrenme Yetersizliğinin Karakteristikleri

1. Motor Hareket Güçlüğü

Öğrenme yetersizliği sorunu olan çocuklar, ince ve kaba motor becerileri kapsayan işlerde sıkıntı yaşarlar. İnce motor hareketler, el ve parmak kullanımını gerektirirken, kaba motor hareketler kol, bacak hareketlerini ya da vücuttaki daha geniş kas hareketlerini kapsar. Yine, böyle çocuklar blok, puzzle ve boncuklarla oynamakta, kaşık, çatal ve bıçak kullanmakta, şekil ve varlıkları boyama ya da kopyalamada da sorun yaşarlar. El yazıları iyi olmayabilir, spor salonu, oyun alanı faaliyetleri ve spor gibi koordinasyon gerektiren faaliyetlerde ilgili sıkıntılar yaşadığı, ancak sıkıntılardan üçte iki gibi büyük bir çoğunluğunun ADD teşhisi konulacak kadar sık ve ciddi boyutta meydana gelen güçlükler olmadığı yönündedir.

2. Algılama Yetersizlikleri

Algılama yetersizlikleri, "görsel" ve "işitsel" yetersizlikler olmak üzere iki kategoriye ayrılabilir. Algılama, çevremizden bize ulaşıyorsa, "işitsel"; gözlerimiz yoluyla ulaşıyorsa, "görsel algılama" adı verilir.

Bilgilerimizin çoğu tam anlamıyla görsel veya işitsel değildir; fakat daha çok, ikisinin de karışımıdır. Öğrenme yetersizliği olan çocukların, farklı algılama öğeleriyle sorunları vardır. Örneğin; d, w, m gibi birbirine benzeyen harfler arasındaki farkı ayırt etmeyle ilgili sıkıntı yaşayabilir veya sat-tas, pıt-tıp gibi aralarında benzerlik bulunan sözcüklerin farkını anlamakta güçlük çekebilir, bulunduğunuz yerde sis olduğu zaman, size söyleneni anlayamayabilirler.

3. Dikkat Noksanlığı

Öğrenme, sorunu olan öğrencilerin üçte ikisi kadarının dikkat dağınıklığı ya da konsantrasyon bozukluğu (ADD) sorunlarının da olduğu tahmin edilmektedir. Öğrenme yetersizliği olan diğer öğrencilerilerin bir çocuğunun da dikkate dayalı sorunları bulunmaktadır. ADD, bir işe dikkatini verme güçlüğü çeken belirgin bir grup öğrenciyi ilgilendiren bir rahatsızlıktır. Bu çocukların hiperaktif olma ihtimali bulunabileceği gibi, bulunmayabilir de.

Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin büyük bir kısmı için, dikkatle ilgili sıkıntılar, bir insanın dikkatini yönelttiği süreçle ilgilidir. Sözgelimi; bu öğrenciler bir işe kendini vermek, okuduğu bir metinde neyin önemli, neyin önemsiz olduğuna karar vermekte zorluk çekebilir, belirli çalışmalar veya işlerde dikkatlerini uzun süre muhafaza edemeyebilirler. Bu her zaman olmasa da, belirli bir aktiviteye yönelik olabilir. Uzmanların çoğunun bu konudaki kanısı, öğrenme yetersizliği sorunu olan öğrencilerin büyük bir kısmı olmasa bile, çoğunun dikkatle ilgili sıkıntılar yaşadığı, ancak sıkıntılardan üçte iki gibi büyük çoğunluğunun ADD teşhisi konulacak kadar şık ve ciddi boyutta meydana gelen güçlükler olmadığı yönündedir.

4. Hatırlatma / Hafıza Yetersizlikleri

Öğrenme yetersizliği olan öğrencilerden bazılarının hafızayla ilgili sıkıntıları vardır. Bazılarına göre, bu bir kısa-süreli hafıza (STM) sorunudur. Kısa süreli hafıza, adından da anlaşılacağı üzere, kısadır. Süresi sadece 30 saniye olup, dış çevreden size ulaşan bilgiye dikkatinizi vermemeniz veya ilgilenmemeniz halinde, o bilgiyi kısa süreli hafızanıza kaydedemezsiniz. Açıkçası, öğrenme güçlüğü çekenlerin çoğunun başına gelen de, işte budur.

Hafıza ya da bellek, araştırmacıların tam olarak anlayamadığı, karmaşık bir süreçtir. Yine de, öğrenme yetersizliği olan öğrencilerin, hafızlarını kullanma konusunda yardıma ihtiyaçları olduğu açıktır. Bu tür sorunları olan çocukların anne-babalarından "hep anahtarını unutuyor" ya da "kitaplarını eve getirmeyi hiç hatırlamaz" türünden yakınmaları duyabilirsiniz. Veyahut da, çocuklarının ne kadar çok çalışıp da, hâlâ kendisine verilen testte ne yapacağını hatırlamamasını eleştirdiklerini...

Bütün bu söylenenler, hafızanın işleviyle bağlantılıdır. Hafızada bir bozukluk ya da bir eksiklik olup olmadığını veya hafızanın ne şekilde kullanılacağının bir işareti olup olmadıkları henüz kesin değildir.

5. Dil / Konuşma Bozuklukları

Söz konusu çocuklar, sık sık dilin işleyişi (süreçleri), algılanması ve ifadesi ile ilgili sorunlar da yaşarlar. Bu sorunlar devamlı olup, söz konusu öğrencilerin yarısı kadarında erişkinlik süreci boyunca devam ederler. Dilin algısal yönü (receptive language) ile ilgili sorunlara örnek olarak, belirli ses, kelime ya da cümleleri anlamayan, dilin yapısını anlamakta zorlanan çocuklar gösterilebilir. Dilin anlaşılması veya kavranması ile ilgili sorunlar, her zaman, söylenenin ifade edilmesi ile ilgili sorunlara da yol açar. Kendilerine ulaşan bilgiyi anlamazlarsa, kendilerini anlatmakta da sorun yaşayacaklardır. [Girdi (input), çıktıdan (output) önce gelir.] Aynı şekilde, bu çocuklardan bazısı, konuşurken doğru sözcüğü bulmakta da zorlanır; sık sık birşeye takılır veya aynı sözün etrafında döner dolaşır, onu anlatır durur. Diğerleri ise, dilbilgisinde (özellikle söz dizimi) sorun yaşarlar; başka bir deyişle, kelimeleri doğru sıraya koyamaz, özneyle yüklemi uyum içinde kullanamazlar. Bazılarının da yaşadıkları hakkında yorum yapabilecek çok az bilgisi vardır. Spontane olarak çok az şey söyleyebilirler.

6. Toplumsal / Sosyal Algılama Bozuklukları

Toplumsal algı bozukluğu, "toplumsal bir durum ya da olayın sınırlarını anlamak" olarak tanımlanabilir. Öğrenme yetersizliği olan çocuklar için, bu çok ciddi bir sorun yaratır.

Birçok anne-baba, öğrenme güçlüğü olan çocuklarının arkadaş edinmekte zorluk çektiğinden, yanlış yerde yanlış sözcük kullandığında düşünmeden konuşup, başka çocukların etmediği lafları ettiğinden bahseder. Bunlar, toplumsal algı bozukluğu sorununu yaşayan bir çocuğun tipik özellikleridir.

Bu konu hakkında diğerlerine oranla daha az şey bilsek de, gerek ebeveynler, gerekse çocuk ya da ergenlik çağındaki bir genç için sonuçlarından ötürü dayanılması en zor sorunlardan biridir.

7. Duygusal Kapalılık / Örtüklük

Duygusal sorunların öğrenme yetersizliği olmakla yakından ilgili olması şaşırtıcı bir şey değildir. Her çocuk, okula diğerleri gibi başarılı olma arzusu içinde gider. Öğrenme açısından yetersiz çocuklar, en iyi çabalarının her zaman başarıya ulaşmadığını, daha okul hayatlarının başında sık sık fark ederler. Bu engelin farkına varamayan öğretmen ve ana-babalar ise, ortaya çıkmamış öğrenme yetersizliklerinin toplumsal-duygusal sıkıntılara yol açacağının aşikâr olduğu gerçeğini artık anlamalılar.

Öğrenim hayatına başladıklarında, bu öğrencilerde herhangi bir davranış bozukluğu ya da önemli duygusal sorunlar yoktu. Yine de, konunun uzmanlarının çoğu hangi bozukluğun başı çektiğini anlamanın imkânsızlığından önce, çok uzun zaman olmadığını kabul etmekteler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popular Posts

paylasbbuton