Sınıf İklimini Etkileyen Faktörler

Sınıf iklimini etkileyen faktörlere detaylı bir bakış açısı da sosyal,psikolojik ve fiziksel olmak üzere tüm faktörlere değinerek olumlu bir sınıf iklimi oluşturmada  tüm bu faktörlerin önemini açıklamak gerekmektedir. Şekil-1 de bu faktörler toplu halde görülmektedir.

a-) Amaçlı ve rahat bir öğrenme ortamı kurma

  Öğretmenden sınıf ortamında beklenen durumlardan birisi derse amaçlı ve görev merkezli olarak hazırlanmasıdır. Bu da öğretmenin derse zamanında başlaması ,dersi zamanında bitirmesi, ilgili ders için hazırladığı plana uyması öğrencinin öğrenip öğrenmediğini yakından izlemesi gibi bir takım stratejilere uyması ile ilgilidir.(Çakmak, 2001:31)

Yine öğretmenin öğrencilere karşı sıcak ve sevecen tutumu,onları derse ve öğrenmeye yönelik etkinliklerde desteklemesi,sınıfta istenmeyen öğrenci davranışları karşısında soğukkanlı olması ,kendini rahat ve sonucu çözümleyebilir hissetmesi,taşıdığı önemli roller içindedir. Bu sayılanlar doğrultusunda planlı,amaçlı ve sıcak bir ortam hazırlandığında bu ortam öğrencileri de aynı doğrultuda olumlu yönde etkilemektedir.(Çakmak,2001:32)

Etkili bir ders sunumu,dersi yönetim becerisi,öğrencilerle ilişkilerde belli düzeyde kazanılmış düzen duygusunun öğretmenin stratejilerini etkilediği bilinmektedir.  (Çakmak,2001:32)

b-)Öğrencileri motive etme

Öğretmen sınıf yönetirken birçok sorunla karşılaşabilir. Sınıf yönetimi sırasında çıkabilecek sorunlar ,öğrencilerin dikkatinin dağılmasına, gerginliğe ve zaman kaybına neden olabilir. (Ercan,2001:107)

Öğrencilerden derslere düzenli olarak devam etmeleri,derslere aktif katılmaları,ev ödevlerini hazırlamaları ve sınıfın kurallarına uymaları beklenir. Bazı öğrenciler bu olumlu davranışları gösterirken, bazı öğrencilerse olumsuz davranışlar gösterirler. İstenmeyen davranışların neden, öğrencilerin derste sıkılması, otoriteye karşı gelme, dikkat çekme ve kuralları bilememe olabilir.(Ercan,2001:108)

Bu kavramı daha iyi anlayabilmek için şu iki örneği inceleyelim:

1.      Emre ilköğretim 3. Sınıf öğrencisidir. Matematik derslerine düzenli olarak katılmaz. Sınıfta dersi dikkatli dinlemez. Derste arkadaşlarını konuşturmaya çalışır,Matematik ödevlerinde güçlükle karşılaşınca, onlarla uğraşmak istemez. Matematik dersine hiç ilgisi yoktur. Öğretmen onun ilgisini çekmekte zorlanmaktadır. Bu durumlar Emre'nin güdülenmemiş olduğunu göstermektedir. (Ercan, 2001:109)

2.      Aynı sınıfta okuyan Eda ise, matematik dersi ile çok ilgilidir. Derse her zaman hazırlıklı gelir,soru sorar,tartışmalara katılır,dersin ödevlerini geciktirmez. Ödevlerini büyük bir zevk, heyecan ve coşku ile yapar. Sürekli çalışır. Çözemediği bir soruyu çözünceye kadar araştırır. Eda matematik dersine yüksek derecede güdülenmiştir. (Ercan, 2001:110)

Güdülenmiş öğrenciyi bu örnekten yola çıkarak tanımak kolay fakat bulmak zordur.

Motivasyon iki şekilde sağlanabilir:   

1.      İç motivasyon

2.      Dış motivasyon

İç motivasyonda öğrencilerin konuya yönelik ilgi ve merak geliştirmelerinde onların birtakım etkinliklerle meşgul olmalarını sağlamak esastır. Öğrencide öğrenmeyle ilgili merak uyandırmak için öğretmenin konuları öğrencinin ilgisini çekecek yönde vermesi ve yine konuları öğrencilerin kendi yaşantıları ile örneklendirmeye çalışması önemlidir. (Çakmak,2001:32)

Dış motivasyonda ise öğrenmeyi sağlayıcı hedefleri gerçekleştirmede başarıyı daha da artırıcı etkinlikler söz  konusudur. Örneğin öğretmenin kullandığı ödül öğrenciyi motive etmede çok güçlü ve önemli bir unsurdur. Ancak ödül yerimde ve zamanında kullanılmalıdır. (Çakmak, 2001:32)

Gerçekte öğrencilerin çoğu kendilerinden beklenen görevi yerine getirmede kendiliklerinden içi ve dış motivasyona sahiptirler. Bir öğrencinin derse çalışmasını  nedeni ; o dersi sevmesinden kaynaklanabileceği gibi ,dersteki bilgilerin kendisine faydası olacak bilgiler olduğunu düşünmesinden de kaynaklanabilir. (Çakmak,2001:33)

İç ve dış motivasyona ek olarak öğrencilerden onların yapabileceği en üst düzey başarı beklentisi içinde olmak onların yeteneklerini zorlama da önemlidir. (Çakmak,2001:33)

Öğrencilerin temel ihtiyaçlarını ve güdülenmeyle ilgili özelliklerini bilmek,öğretmene üç açıdan yarar sağlar:

1.      Etkili bir öğretim planı ve öğrenciyi kılavuzlama için uygun malzeme seçebilme

2.      Öğrencinin başarı güdüsünü geliştirerek öğrenmenin etkinliğini artırma

3.      Öğrencinin başarı güdüsünü engelleyen davranışları değiştirme (Ercan, 2001:117)

Temel ihtiyaçlar:
 
1.      Fizyolojik ihtiyaçlar:yaşamı sürdürmek için gerekli olan su,oksijen,yiyecek gibi temel ihtiyaçlar

2.      Güvenlik ihtiyacı:kişinin kendini güvende hissetme ihtiyacıdır. Örneğin,çocuklar kendini güvende hissettikten sonra sevgi aramaya başlar

3.      Sevgi ve ait olma ihtiyacı 

4.      Statü kazanma kendine saygı duyma ihtiyacı (Ercan, 2001:114)

Her öğrencinin ihtiyacı birbirinden farklıdır. Önemli olan ,okul yapısı içinde öğretmen ve yöneticilerin işbirliğiyle bu ihtiyaca cevap verilmesidir. İnsan davranışları oldukça karmaşıktır. Öğretmen dikkatli bir gözlemci olmalı ;öğrencinin hangi uyarıcıya hangi koşullarda nasıl tepkide bulunduğunu kaydedebilmelidir. (Ercan, 2001:117)

Öğrencinin okulu sevmesinde, isteyerek öğrenmesinde ve başarılı bir kişilik geliştirmesinde güdülenmesinin önemli bir yeri vardır. Güdülenmemiş öğrenciler ,halen sınıflarda  yaşanan en önemli sorunlardan birisidir. Öğretmen genel ilkeleri göze alarak kendine ve öğrencilerine özgü güdüleme stratejileri geliştirebilir. (Ercan, 2001:117)

§  Öğretim yaşantıları,öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun ve anlamlı olmalıdır.

§  Dersin hedefleri belirlenmeli,öğrencinin başarı ve başarısızlıkları bu hedeflere ulaşma derecelerine göre belirlenmelidir.

§  Geleneksel değerlendirme metotlarından başka değerlendirme metotları da araştırılmalıdır.

§  Sınıfta olumlu bir atmosfer yaratılmalıdır.

§  Sınıf içi düzeni ve çevresel koşulları konunun niteliğine göre yeniden düzenlenmelidir.

§  Öğrenme ortamında öğrencilerin meraklarını uyandıracak, onları araştırmaya yöneltecek etkinliklere yer verilmelidir.

§  Öğrenciden en iyisi beklenmelidir.

§  Öğrencileri planlamaya katmanın yolları aranmalıdır. Eğer öğrenci planlama ve karar almaya katılmaya çağırılır ve teşvik edilirse,öğrenme tecrübesinin önemli bir bölümünün kendisi olduğu duygusuna kapılacaktır.

§  Kişisel yönelimler  ya da beceriler üzerinde durulmalıdır.

§  Ölçülü bir şefkat gösterilmelidir. Birçok durumda başarısız çocuk öğretmenin ilgisinin ve kendisine yardım etmeye hazır olduğunun farkına varırsa, okuldaki tepkileri çok hızlı gelişir.

§  Öğrencilere öğrenmenin faydalı olduğu gösterilmelidir.

§  Öğrencilerin kendini güvende hissedecekleri demokratik bir ortam yaratılmalıdır.

§  Öğrencilerin önceki tecrübelerine önem verilmelidir.

§  Öğrencilere verilecek ödevler onların merak ettiği, öğrenme ihtiyacı duyduğu konularda verilmelidir.

§  Zamanında geribildirim(dönüt) verilmelidir.

§  Öğrencilerin çabaları ödüllendirilmeli,çaba göstermeleri teşvik edilmelidir.

§  Rekabet kullanılmalıdır.

§  Ait olma ve kabul edilme ihtiyacını karşılamak için, paylaşmayı sağlayan ,öğrenciyi cesaretlendiren,işbirliğiyle çalışma,grup çalışması yöntemleri kullanılabilir.

§  Endişe azaltılmalıdır.

  Öğrenciler yönlendirilmelidir.

§  Öğrencinin izleyeceği,taklit edebileceği model davranışlar oluşturulmalıdır.

  §  Öğrencilerin kişisel sorunları ile ilgilenilmelidir. (Ercan, 2001:118,119,120)

c-)Öğretmen-Öğrenci  İlişkileri:

Olumlu bir sınıf ortamı kurmada öğretmen-öğrenci ilişkileri önemli bir fonksiyona sahiptir. Bu konuda sınıf içi iletişim konusu kapsamında incelenmelidir. (Erdoğan, 2000: 85)

Sınıf yönetiminin başarılı olabilmesi için sınıf yöneticisi ile öğrenciler arasında etkili bir iletişimin kurulması etkili bir süreçtir. Sınıf  içinde iyi bir yapının kurulması büyük ölçüde öğretmen-öğrenci arasında iletişim kanallarının kurulmasına ve bunların sağlıklı işleyişine bağlıdır. Kopuk ya da dağınık görünen ilişkiler sağlıklı iletişim yoluyla belirli bir düzen içine sokulabilir. Bu niteliği ile iletişim, sınıfı birbirine bağlayan bir unsur olarak görülebilir. (Erdoğan, 2000: 85)

Sınıf yöneticisi, sınıftaki eğitim ve öğretim etkinliklerini planlarken, öğretimi gerçekleştirirken, öğrenilenleri değerlendirirken öğrenci ile iletişim içinde olur. Sınıf yöneticisinin bu işleri başarılı bir şekilde yapabilmesi, sınıf içinde öğrenci ile kurabileceği iletişimin niteliğine bağlıdır. Bu nedenle iletişim sınıf içi etkinliklerin yürütülmesinde yönetsel bir araç olarak kabul edilebilir. (Erdoğan, 2000: 85)



Kaynak: Alıcıda davranış değişikliği oluşturmak üzere iletişim sürecini başlatan kişi

Mesaj: Kaynağın alıcıyla paylaşmak istediği duygu

Kanal:Kaynağın amaçları doğrultusunda alıcıya gönderdiği mesajları taşıyan araç,ortam,yöntem

Alıcı: Kaynağın gönderdiği mesajlara hedef olan kişi

Dönüt:(feedback) İletişim sürecinde kaynak,alıcısına gönderdiği mesajların alınıp alınmadığını, ya da ne denli anlaşıldığını alıcıdan kendisine yönelecek tepkilerden anlayacaktır. Alıcıdan kaynağa yönelen bu tepkilere dönüt denir. (Baloğlu, 2001: 124)

Tek Yönlü İletişim:



Tek yönlü işleyen bir süreçtir. Amaç mesajın bir yere iletilmesidir. Bu tür bir iletişim kısa zamanda gerçekleşir, ancak mesajın istenilen biçimde algılanıp algılanmadığı araştırılmaz. (Erdoğan, 2000: 86)
 
İki yönlü iletişim:(etkili iletişim)



Daha etkin ve güvenilir olan bir iletişim biçimidir. Mesajın alıcı tarafından doğru alınmasını sağlar. Yanlış anlama ve anlaşılmalar önlenir. Bu tür bir iletişimde mesajı gönderen veya alan hem alıcı, hem de gönderici olur.  (Erdoğan, 2000: 85)

İletişim iyi yönetilen sınıfların odak noktasını oluşturur. Çağdaş okullarda öğretmenin anlattığı, öğrencinin de dinlediği tek yönlü iletişim anlamını yitirmiştir. Konuşma ve dinlemenin birlikte olduğu, öğrencileri duygu, düşünce ve fikirlerini açıkça ortaya koydukları çok yönlü iletişim becerilerini tüm öğretmenlerin öğrenmesi bir zorunluluktur. (Altıntaş, 2001: 129)

Mesajlar sözel,sesli veya fiziksel olarak veya çevredeki diğer uyaranlar yoluyla gönderilebilir veya alınabilirler. (Altıntaş, 2001: 129)

Sınıf içi iletişimde, öğretmen öncelikle öğrencilere göndereceği mesajın önemine inanmalı ve bunu belirli bir amaç için yaptığının bilincinde olmalıdır. Öğretmen, öğrencilere göndereceği mesajın dilinin ve içiriğinin  açık, net,kesin ve öğrenci tarafından anlaşılabilir olmasına dikkat etmelidir. (Erdoğan, 2000: 86,87,88)

Etkili bir dersi planlama ve yapılandırmada öğretmen, öğrencilerin bireysel girişimlerini dikkate almalı, öğrencilerle olan bireysel yada grup olarak etkileşimlerinde onlara ve çalışmalarına saygı duymalı ve bunu hissettirmelidir. Öğrencilerin derse katılımlarına, düşüncelerine önem vermek, onların bu katılımlarını değerli saymak, bunları sınıf ortamında paylaşmak ve her şeyden önemlisi onları anlamaya çalışmak, öğrencilerle kurulan etkileşimi olumlu yönde etkileyecek koşullardır. (Çakmak, 2001:33)

Mesajı iletirken göze, kulağa ve diğer duyu organlarına hitap edebilen kanallar bulunmalıdır. Klasik yöntemle öğretmenler bilgilerini genellikle konuşma yoluyla öğrencilere ulaştırmaya çalışırlar. Sosyal psikologların yaptıkları araştırmaya göre ortalama bir iletişimde sözcüklerin önemi  %10, ses tonunun önemi  %30, beden dilinin önemi  %60 olarak bulunmuştur. Sözcükleri kullanma kadar bakış, duruş, hareket ve sesin kullanımı da önemlidir. (Altıntaş, 2001:132)

Sözel iletişimde sözcükler iyi düzenlenmiş olmalı, karşıt fikirleri içeren mesajlar içermeli, yorumlanmış ve değerlendirilmiş olmalı  ve konu somut olaylara dayandırılmalıdır. Sesin şiddeti, vurgusu telâffuzu, tonu ve hızı da sözel iletişimde önemlidir. Ses kullanma becerisi öğrencileri belirli bir göreve yöneltme, olumlu sınıf atmosferini muhafaza etme ve öğrencilerin dikkatlerinin kaybolmasını önleme işlevlerine büyük katkılar sağlar. (Altıntaş, 2001:132)

Yukarıda bahsettiğim bakış, duruş ve hareket beden dilinin kapsamına girer. Duyguları ifade etmenin en iyi yollarından birisi beden dilidir. Sınıf ortamında öğretmenin öncelikle bedensel olarak enerjik ve dinamik olması gerekir. Sınıfta istenmeyen bir davranışla karşılaşıldığında sözel önlemlerin yanında beden dili de kullanılabilir. Bu çerçevede sınıfta herhangi bir sorun karşısında sakin olmak gerekir. Sakin olmak aklın ve bedenin kontrol altında tutulması demektir. Ayrıca öğretmen bedenini pozisyon olarak sınıfın her yerini kontrol edebilecek şekilde ayarlamalıdır. Örneğin diğer öğrencileri rahatsız edecek kadar yüksek sesle konuşan öğrencilere bakmak beden dilinin ifadesidir. (Erdoğan, 2000:91,92)

Bu arada öğretmen öğrencilerin de beden dilini izlemeli ve ona göre hareket etmelidir. Öğrenciler ders işlenirken yüz ifadeleri ve  oturma biçimleriyle bir takım mesajlar verirler.Sonuçta beden dili, öğretmene kullanımına göre güç veren yada gücünü azaltan bir unsurdur. (Erdoğan, 2000:91,92)

İletişimin etkili ve sağlıklı olabilmesinde bir diğer unsur, öğrencilerin korkutulmaması, yargılanmaması ve aşırı şekilde denetlenmemesidir. Aksi taktirde öğrenciler kendilerine olan güvenlerini kaybederek kendilerini değersiz hissederler. Öğretmen -öğrenci arası saygı ortamı zedelenir.  (Erdoğan, 2000:91,92)

Öğretmen daima kendisi iyi biliyormuş gibi davranmamalı,hem kaynağı  hem de alıcıyı etkin getirmelidir. Bir soruna çözümün kim tarafından getirildiği değil, her iki tarafça benimsenmesi önemlidir. (Erdoğan, 2000:91,92)

Olumlu bir sınıf ortamı oluşturmada bir diğer strateji öğretmenin derste yeri geldiğinde mizah yönünü ortaya çıkarmasıdır. Burada önemli olan ise mizahı ne zaman ne ölçüde kullanacağına öğretmenin karar vermesidir. (Çakmak, 2001:34)

İletişimin sağlıklı olarak gerçekleşmesi öğrenciye de bağlıdır. Öğretmen tarafından gönderilen mesajın doğru alınabilmesi, öğrencilerin ön yargıdan uzak ve objektif bir biçimde mesajı değerlendirmesine  ve iyi bir dinleyici olmasına bağlıdır. Öğretmen-öğrenci arasında güven ortamı sağlanması, ilişkili olmaları ve ortak yaşantı alanının geniş tutulması gerekir. (Erdoğan, 2000:90)

Olumlu öğretmen öğrenci ilişkisi:

Öğretmen-öğrenci ilişkisinin niteliği, akademik başarıyı ve öğrenci davranışını etkilemektedir. Öğrenciler cana yakın ve arkadaş olan öğretmenleri yeğlemektedirler. Öğretmenlerin daha sempatik olmaları ve öğrenciler için daha olumlu roller üstlenmeleri halinde, öğrencilerin okula ve öğretmenlere karşı daha olumlu yargılar taşıyor olmaları da kuşkusuz çok önemlidir. (Celep, 2000)

Gordon(1992), öğretmen etkililik eğitimi kitabında :öğrenci ve öğretmen arasındaki iyi ilişkinin şu beş özelliğe sahip olması gerektiğini vurgulamaktadır. 

1.      Açıklık ve saydamlık
2.      Önemsemek
3.      Birbirine gereksinim duymak
4.      Birbirinden ayrı davranabilmek
5.      Gereksinimlerini karşılıklı olarak giderebilmek. (Celep, 2000)

İletişim engelleri:

1.    Psikolojik Engeller: Kaynak ve alıcının konu olan olaya bakış açısındaki farklılık duygu ve heyecanlar,klişeleşmiş kavramlar ve bazı saplantılardır.

Örnek: Öğretmen-öğrenci arası yaş farkı, algılama ve ilgi farklılıkları, kendisiyle barışık olmama, zayıf kişilik sahibi olma. (Baloğlu, 2001:125)

2.    Sempatik Engeller: Konuşma ve yazı dilindeki karışıklık veya inceliklerin sebep olduğu iletişim engelleridir.

Örnek: Şive bozukluğu,vurgu yetersizliği, argo ve anlamı bilinmeyen terimlerin kullanımı. (Baloğlu, 2001:125)

3.    Statü:Kaynak ve alıcının sosyal ve formal statüleri ile akademik gelişim farklarının bir  iletişim engeli oluşturması durumudur.

       Örnek:Öğretmenin sınıf içindeki rolünü gözünde aşırı büyütmesi sonucu                      öğrencilerle bütünleşememesi. (Baloğlu, 2001:126)

4.    Korunma:Kaynağın bazı yüklenmeler altına girmesi durumunda önceden hazırlayacağı savunma mekanizmalarına girmesidir.

Örnek:Öğretmenin başarısızlık karşısında bunu düzeltme yoluna gitme yerine, sistemi suçlayarak kendisini rahatlatan bir savunma mekanizması geliştirmesi. (Baloğlu, 2001:126)

5.  Mesafe:İletişim merkezi ile birimler arası uzaklıktır.

Örnek:Sınıfın büyüklüğü veya  küçüklüğü, sınıftaki öğrencinin sayısal çokluğu, oturum düzeni. (Baloğlu, 2001:126)

6.  Üst-ast ilişkileri:Yönetici ve yönetilen ilişkilerindeki çatışmalar,sorumluluğun az yada aşırı yüklenmesi veya düzensiz bilgilendirmede kaynaklanan iletişim engelleridir.

Örnek:Gücünün sınırlarını aşan yüklemeler. (Baloğlu, 2001:127)

7. Uyutma:Öğretmenin öğretim etkinliklerine öğrenci katılımını sağlamamasından kaynaklanan iletişim engelleridir. (Baloğlu, 2001:127)
 
8.    Sınırlama:Amaçlar ve görev gereği içeriğin sınırlandırılmaması veya gizli tutulmasından kaynaklanan iletişim engelleridir.

Örnek:Konunun işleyişi sırasında  yorgunluk nedeniyle öğrencilerin öğretim içeriğinin dışına çıkmak isteğinin öğretmen tarafından sınırlanması. (Baloğlu, 2001:128

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Popular Posts

paylasbbuton